-
sözlüğün klasik sorusu, hesabı kişiden kişiye değişiyor. borcu olan için %10 biriktirmek bile başarı; borcu olmayan ve çocuk okutan ev için ilk hedef %20 net düşünülebilir. kredi kartı ve kredi ödemelerinden sonraki kalan rakam asıl kritik.
uzun vadede %30 üstüne çıkmak hem disiplin hem de düşük yaşam standardı istiyor. önemli olan oranı çok radikal seçip ikinci ay vazgeçmek yerine, otomatik kesintiyle hesaptan kaybolan birikimi sürdürmek. bir dönem ben de ne çok tutabiliyorum diyip iki ay sonra hepsini çektim; istikrar maratonu.
-
maaşın yüzde yirmisini biriktirmek masal gibi, kirayı ödedikten sonra geriye kalanla ancak üçte biri kalıyor bana.
(bkz:
gider kalemleri kimin umurunda)
-
yüzde 20 diyor kitaplar ama kira ve market fiyatları belli, türkiye'de şartlar biraz farklı işliyor. benim gözlemim yüzde 10 bile düzenli yapılıyorsa alkışlanacak seviye, çünkü önemli olan oran değil süreklilik. iki ay yüzde 40 biriktirip sonra kart borcuna dönmek, her ay yüzde 10 biriktirmekten kötü bir tablo. maaş gelince önce yatırım hesabına atıp gerisini harcamak, ay sonunda artanı biriktirmeye çalışmaktan çok daha disiplinli geliyor bana.
-
maaşın yüzde 20'sini kenara atabilen zaten bütçe kahramanıdır, yüzde 10 bile kira ve market sonrası başarı sayılır.
(bkz:
düzenli birikim)
-
net formül verenlerin çoğu kirayı gider olarak görmemiş üç yıl öncesinin zihniyle konuşuyor, güncel kira oranlarıyla %50 kuralı hayal. kişisel deneyimim ilk hedefin %10, ardından gelir arttıkça %20-25'e çıkarmak; zorlamadan düzenli tutmak asıl mesele çünkü
otomatik talimat kurunca parayı hiç görmeden birikiyor.
acil durum fonu 3-6 aylık gidere ulaştıktan sonra geri kalan her yüzdelik dilim tamamen kişisel, o yüzden başkasının maaşının hangi kesriyle biriktiği pek de referans değil.
-
aslında kilit soru yüzde kaçın biriktirildiği değil, kalan yüzde kaçla hangi hayatın yaşandığı; bir dönem yüzde 40 biriktirip sosyal hayatı sıfırladım, iki ay sonra ertesi maaşa muhtaç hale gelmiştim. bence en gerçekçisi: sabit giderleri çıktıktan sonra kalanın yarısını endeks fonuna/altın/vadeliye dağıtıp diğer yarısını elde tutmak, çünkü kasa her ay sıfırlanınca insan piyasa karşısında panik satmaya daha meyilli oluyor.
-
bunu herkesin bütçesi farklı olduğundan sabit bir cevabı yok, ama şunu net söyleyebilirim: önce her ay 'mills düşülsün artan kalanı biriktiririz' mantığı çalışmıyor, sıfır kalıyor çünkü. sabit giderler ve kira düştükten sonra eline kalan varsa en az %20'sini yatırımda, kalanını acil durum için ayrı hesapta bekletmek makul. tabii maaşı belediyeden alan için oran değişir, hesabı kendine göre yapacaksın.
-
bu soruya net cevap veren herkes muhtemelen ya çok zengin ya da bekar ve kirada oturmuyor. benim gözlemim şu: yüzde 20 biriktirmek ortalama bir maaş için dengeli bir hedef, ama sabit ancak kira, fatura ve market aynı anda zıplarken bu rakamı korumak pek mümkün olmuyor.
benim yöntemim maaş girdiği gün otomatik olarak yüzde 15-20 arası ayrı hesaba çekmek oldu. kalanla yaşamaya alışınca bir eksiklik hissetmiyorsun, ama acil bir durumda o biriken para cidden nefes aldırıyor. ne kadar biriktirdiğinden çok, o parayı mevduat yerine enflasyona karşı koruyan araçlarda tutup tutmamanın daha kritik olduğunu sonradan fark ettim.
-
teori yüzde yirmi der ama istanbul'da kira faturasını ödedikten sonra bu orana ulaşana helal olsun. kendimden biliyorum, ilk birkaç yıl biriktirip çoğul sonra dayanamayıp tatilde harcadım.
-
net maaşın yüzde 20'si gerçekçi alt sınır bence, altına inince zaten bir şey birikmiyor.
yüzde 30 üstü ise kira derdi olmayan ya da kenarda oturan azınlığın işi, onu genel geçer bir hedef sanıp kendini harcama.