• bugün (98)
  1. her ayın başında 'bu sefer kenara para atacağım' diyip maaş bitmeden eli borsaya uzatmak ne klasik bir eylem. kendini iyi hissetmeni sağlayan hayali bir güvenlik ağı, gerçekte ise hesabında beklemede kalması gereken paranın fon kategorisinden mağduriyet çıkaran tür. en az 3 aylık gideri ayrı bir hesapta likit tutmak aslında sıkıcı ama bu ülkede en ciddi getiri.
  2. 3 ay, 6 ay denilir; ben 4 aylık bir fonda durabildim, 5. ayda çamaşır makinesi bozuldu, bir kısmına elveda dedim. öğrendiğim şey: acil durum fonu, yatırım portföyünü bozdurmadan sadece faiz hesabında duran, likit olması bastırılabilir bir buffer olmalı. şartlar belli: bu fona dokunursan geri koymadan harcama başlamışsın demektir.
  3. üç aylık gideri kenara koyayım dedim, iki ay zor dayandım sonra girdim bozdurdum, klasik hata oldu. en güzeli bu parayı vadesizde değil günlük faizli bir hesapta tutmak, yoksa insan 'nasılsa duruyor' diye dokunuyor. kendi adıma kredi kartı limitini acil fonum yerine kullanma hatasına düştüm, faiz girince hiç akıl kârı olmadı. şimdi altı ay gibi bir hedef koydum ama market fiyatları yüzünden üç ay civarında takılıyorum, o da iş görür.
  4. üç aylık gideri kenara atayım dedim, ikinci ayda kendimi faizsiz çekim yaparken buldum. acil durum fonu, acil durum olmadan önce kurulmalı; sonrası zaten acil oluyor.
  5. her ay 'bu sefer kenara koyacağım' diye başlıyorum ama ay sonunda kredi kartı ekstresi gelince plan çöküyor. bir ara 3 aylık gideri kenara koymayı başardım, sonra arabanın trigeri kopunca fon sıfırlandı. şimdi en azından bir aylık gideri ayırmayı hedefliyorum, çünkü acil durumda kredi çekmek ya da btc satmak gerçekten acı veriyor. disiplinli olanları tenzih ederim, o iş kolay değil.
  6. her ay kenara koyarım diye başlıyorsun, ilk molden sonda plan uçuyor ama üç aya ulaşınca kendini bir tık daha güvende hissediyorsun.
  7. bu işi kaç kere başlatıp yarım bıraktığımı artık saymıyorum. her ay maaştan bir miktar ayırıyorum, sonra ya araba servisi ya diş tedavisi ya da beyaz eşya kaderime bakıyor ve fon sıfırlanıyor. sonunda pes etmedim, otomatik talimat kurup hesabı ayrı bir bankaya taşıdım. kartı yanımda taşımayınca insanın paraya dokunuşu azalıyor, açıkçası tavsiye ederim.

    (bkz: likidite)

    bu işin matematiği aslında basit, 3-6 aylık gideri kenarda tutmak gerçekten geceleri rahat uyutuyor. ne zaman bu bitene kadar masraflı yatırımlara bulaşmadım, o zaman sıfır açıkla kapandıraydım hesabı. deneyimle öğreniliyor, tavsiyem genç arkadaşlara kredi kartı borcundan önce bu kasayı doldurusunlar.
  8. üç aylık gideri ayır dediler de onu bir türlü soytarılık yapmadan ayıramadım. maaş gunu 'bu ay da şuna harcayayım' oluyor, sonunda otomatik talimatla ayrı bir vadeli hesaba para atıyorum. yoksa ana hesapta acil durum fonu değil, acil harcama bütçesi oluyor. hâlâ perfect olmadı ama en azından 'bu kart nusret bedeli' diyenlere karşı bir tamponum var artık.
  9. kaç kere bu duvarı ördüm tam hatırlamıyorum, hepsinde sıfırla döndüm. kağıt üzerinde plan basit: üç ya da altı aylık temel gider kadar bir kenarda tutmak, hiç dokunmamak, gerekmedikçe harcamamak. ama ay sonunda para ovalanınca sırf bu seferlik diye dokunduğum oluyor ve depo boşalıyor. acımasız bir döngü.

    en son işe yarayan yöntem ayrı bir bankada, vadesiz mevduat yerine faizsiz getirili bir mevduat hesabıydı. ulaşıncaya kadar arı bir faizle boğuşmuyorsun, ama kullanması da kolay değil, boşla dolacağını dengelerken hesap boşalta biliyorsun. para senin gelenektir diyen yatırımcıya selam olsun, benimkisi günlük yaşamla on iki ayın defterini çıkarmakla geçiyor. dediğim gibi onu bitirmedim, onda bitmezdi ki, öylesi acil duruma delil sayılır belki de.
  10. her ay kenara üç beş atayım diyorum, altıncı ayın sonunda ya lastik ya dişçi çıkıyor, fon büyümeden eriyor.

    yine de vazgeçmeyip bu sefer gerçekten ayrı hesap açtım, bakalım dokunmadan durdurabilecek miyim. (bkz: acil durum fonu)