-
bu soruya net cevap veren insanlara hep gıpta ettim. benim gözlemim şu: ev almanın gizli maliyeti sadece kredi faizi değil, o parayı endekste tutamamak. kirada oturup aynı taksit tutarını düzenli fon alımına yatıran biri, uzun vadede çoğu zaman öne geçiyor ama burada psikoloji devreye giriyor. bir de evin kira getirisini enflasyonla karşılaştırmak lazım, çoğu şehirde kira/ev fiyatı oranı hala komik seviyede.
kendi adıma acı tecrübem şu oldu: 2021'de peşinatı borsaya koyup kirada devam ettim, iyi kazandım ama iki yıl sonra kira artışları canımı yaktı. yani mesele tamamen matematik değil, oturduğun yerin kira riski de denklemde.
-
bu ikilemin cevabı kişinin nakit akışına ve sabrına göre değişiyor; ben iki tarafı da yaşamış biri olarak şunu söylerim, ev almanın getirisi çoğu zaman psikolojik konforla birlikte geliyor. kirada oturup parayı endekse veya temettü hisselerine yönlendirenler de azımsanmayacak getiri elde edebiliyor, yeter ki disiplin bozulmasın. benim hatam, kirada kaldığım dönemde artan nakdi harcamaya kaydırmaktı; yatırım kısmı ancak otomatik talimatla düzene giriyor. kısacası hesap kitap yapmadan hangisi 'daha iyi' diye kesin konuşmak zor.
-
iki tarafı da yaşamış biri olarak söyleyeyim, hesap kağıt üzerinde kiracı lehine çıkıyor çoğu zaman: kredi faizi, tapu, aidat, amortismanı düşünce aylık getiri endeksle yarışamıyor. ama psikolojik tarafı var, kira artışı geldiğinde ev sahibiyle pazarlık yapmak zorunda olmamak paha biçilemez. benim gözlemim, ödeme gücün varsa ve uzun vadeli oturacaksan ev; nakit akışı ve esneklik istiyorsan kirada kalıp portföy büyütmek daha mantıklı. acı tecrübe: kirada kaldığım yıllarda yatırıma ayırdığım parayı harcamasaydım şimdi farklı konuşuyor olurduk.
-
ev alınca peşinat ve kira çarpanıyla hesap yapıldığını, kirada kalıp aynı parayı endekse yaymanın ise disiplin istediğini; bende terazinin kirası geçen taraf çünkü nakit akışı ve likidite, bir tuğlanın altına bakmaktan daha rahat geldi. yine de her durumun işgücü farkı, komşusu ve vergisi ayağı var, bu tarz işlerde siyah beyaz değil.
-
kirada oturup parayı endekse yatırmanın matematikte mantıklı durduğu ama psikolojide zor olduğu bir ikilem; kira artışı gelince o hesap bir anda çöküyor.
-
kirada oturup parayı endeks fonunda tutan tanıdıklarım da var, krediyle ev alıp faiz ödeyen de; ikisinin de sonu kişisel disipline ve oturduğun şehre bakıyor. ev almanın gizli maliyetlerini ve kirada esnek kalmanın getirisini gerçekçi hesaplamadan karar vermemek gerek.
-
matematiği oturduğun şehre ve faiz ortdıbına göre değişiyor, benim gibi hesap yapmadan 'taş gibi güvenli' diyip kredi çeken çok tanıdık var. kirada otururken aynı parayı endeks ve temettüye yayarsan bazen faizi ve kirayı fazlasıyla çıkarıyorsun, ama psikolojik huzur işin içine girince rakam tek başına yetmiyor.
-
kira çarpanı 250'yi geçmiş bir şehirde oturuyorsan ev almanın getirisi temettü veriminin altında kalıyor çoğu zaman, ama kira artışının belirsizliği de cabası.
kendi deneyimimde ev aldığım para endekste dursaydı daha çok getirirdi, yine de kafamın rahatlığını parayla ölçemiyorum.
-
bu denklemin en can sıkıcı kısmı, evin getirisini değil kirada oturmanın maliyetini de hesaplamak zorunda olman; faizler yüksekken mevduat getirisi kirayı geçebiliyor ama evin fiyat artışı da hesaba girince iş karışıyor, net formül kişiden kişiye değişiyor.
-
bu sorunun tek doğru cevabı yok, tamamen oturduğunuz şehirdeki fiyat/kirа oranına bakıyor. istanbul gibi yerlerde kira getirisi bazen yıllık %2-3 bandında kalıyor, aynı parayı mevduat ve endeks fonunda değerlendirince kağıt üzerinde daha iyi duruyor. ama evin sunduğu oturum güvencesi ve kaldıraç etkisi (krediyle alım) hesaba girince iş değişiyor.
kendi tecrübem: kirada oturup aradaki farkı düzenli yatırıma yönlendiren biri olarak psikolojik tarafı hafife almıştım. piyasa kötü gittiğinde ev sahibinin kapıyı çalması ayrı bir stres. yani salt getiri tablosuna bakmak yetmiyor, kararın yarısı hayat planı.