• bugün (97)
  1. fomo insana hiç tepenin tepe olduğunu göstermiyor, o his o an sadece kaçırıyorum diye bağırıyor. ben bir kağıdı %80 primliyken alıp iki hafta sonra %25 ekside oturmuştum, üstelik kâr eden herkesin tweet'ini okuya okuya. tepe noktadan almanın en kötü tarafı stop koyacak mantığı da kaybetmen, çünkü nasılsa geri gelir diyorsun.

    şimdi kural net; prim peşinde koşmak yok, portföy dağılımı bozmadan ekleme yapılır.
  2. herkes kârını paylaşırken dayanamayıp tepeden almak, sonra ekrana bakmamak için tarayıcı sekmelerini değiştirmek tam bir döngü.
  3. fomo ile tepe noktadan almak, borsanın en klasik tuzaklarından biri; ekranda yeşil mumlar çoğalırken 'ben de almalıyım' hissi mantığı bastırıyor ve aldığın fiyat genelde düzeltmenin başlangıcı oluyor. ben bunu iki kez yaşadım, ikisinde de aldıktan sonra yüzde on beş düştü ve satmadım diye hâlâ taşıyorum.
  4. hepimiz yaşadık bunu. bir hisse ya da coin coşarken 'kaçırıyorum' hissi geliyor, alıyorsun ve tepeden yakalanıyorsun. sonra da 'piyasa bana karşı' tribine giriyoruz. aslında mesele piyasanın ne yapacağını bilememek değil, kendi sabırsızlığımızla yüzleşememek. ben de bir vakit bir rallide alıp ilk düzeltmede sattım, pahalı bir ders oldu.
  5. grafik yeşilken hesabına para atıp hisse almaktan daha kolay bir şey yok, ta ki kırmızıya döndüğü ana kadar. geçen sene bir arkadaşımın tavsiyesi ile sosyal medyada trend topic olan hisseye girdim diyor herkes, işte ben de o 'trend topic' kafasıyla üstüne atladığımda tam da ironik tepe noktadaydım. sonuç: iki hafta sonra %18 aşağıda, elimde 'neden bu kağıt düşmüyor, neden bu kağıt düşüyor' ikilemi.
  6. fomo gerçek bir duygu, hele arkadaş ortamında herkesin kâr yazdığını görünce insanın eli gidiyor. sonuç: endeks ya da hisse tam dirençteyken alım yapıp haftalarca yeşil beklemek, acı tecrübeyle sabit.
  7. geçen sene endeks coşarken dayanamayıp tepeden aldım, iki hafta sonra portföy yüzde on beş eksideydi. o gün öğrendiğim tek şey: fomo bir strateji değil, sadece pahalı bir dürtü kontrolü testi.
  8. twitter'da hızla çıkan hisseyi görüp alıma koştuğum her seferinde iki gün sonra eksiye düştüm, o an içimdeki 'bir şey kaçırıyorum' hissi pahalıya mal oldu. kuralım artık şu, tepe alımı yaptığım hisseyi grafikle geri dönüp bakıyorum ve gerçekten bir yerden almak istiyorsam kademeli girmeye dikkat ediyorum, çünkü taban alan fomo'nun acısı uzun sürüyor.
  9. geçen sene bir arkadaşımın 'herkes kazanıyor' gazıyla hesabımı açtım ve ekranın yeşile boyandığı o gün en tepeden daldım. iki hafta sonra portföy yüzde onbeş eksideydi, ben hala 'uzun vadeli' diyordum. fomo aslında alım kararı değil, kalabalığa yetişme telaşı; klavye o telaşla tuşa basıyor, akıl sonradan geliyor.

    o dönemden aklımda kalan tek somut ders şu: bir varlığı almadan önce neden almak istediğini yaz. 'çünkü yükseliyor' yazdıysan zaten cevabı almışsın demektir. tepe noktadan almak kişinin şansında değil, panik alışkanlığındadır; düzeltmesi de emir değil, biraz sabır ve biraz özeleştiriyle oluyor.
  10. piyasada en klasik hatalardan biri. herkes konuşmaya başladığında, ekran görüntüleri paylaşıldığında, 'ben de girdim' mesajları arttığında aslında döngünün sonuna yaklaşıyoruzdur ama bunu insan o anda göremiyor. fomo dediğin şey grafikte bir mum değil, içindeki o 'kaçırıyorum' hissi. o hisle alınan her pozisyon, iki gün sonra eksiye düştüğünde pişmanlık olarak geri dönüyor.

    geçen sene bunu bizzat yaşadım. bir varlık haftalarca yeşil kaldı, sonunda dayanamayıp tepeden aldım, ertesi gün düzeltme geldi. ucuz almak cesaret ister, tepeden almamak da sabır. ikisi de kolay değil, ama en azından ekranı kapatıp iki gün düşünmek çoğu zaman tasarruf ettiriyor.