-
bir hissenin ya da coin'in iki haftada yüze 40 yaptığını görüp de "ben de gireyim" demeye bu sözlükte belki herkes bir kere düşmüştür. ben düştüm, üstelik tam tepede düştüm; alım emrimi verdiğim sabahın öğleden sonrası fiyat dönmüştü. hani derler ya "bu sefer dilek düştü", evet o da oldu ve maliyetim aylarca boğazıma düğümlendi.
sonrasında fomo'nun gerçek senaryosunu anladım: trendin ortasında tweet okuyup duyduğun isim, sen ekranı açana kadar en cazip anını çoktan yaşamış oluyor. artık bir fikir kafama düştüğünde zorunlu bekleme süresi koyuyorum kendime; ertesi gün hâlâ aynı şeyi düşünüyorsam pozisyon kademeli açıyorum. tek adımda, piyango alır gibi alım yapmanın cebimi nasıl yıprattığını huzurlu bir hafta sonunda anlatmak istemiyorum hiç.
-
çevremde ahkam kesen çok olurdu da bisti zirveden alıp iki hafta sonra aynı yerden teselli bulmaya çalışmak öğretici oluyor, tecrübeyle sabit yani. o gün yaşadığım pişmanlığı şimdi hatırlayıp alım emri girmeden önce bir gece bekliyorum.
-
herkesin konuştuğu hissede o konuşmanın dibine yetişmek klasik bir tuzak; ben de yılın en çok konuşulan kağıdından tepeye yakın alıp haftalar sonra eksiye düştüm. fomo'nun en pahalı tarafı, almadığın zaman kaçırdığını sanman, aldığında ise gerçekten kaybetmen. artık hype grafiklerde zirve yaptıysa uzak duruyorum, fırsat bitmez.
-
geçen yıl bir hisse %40 yükseldikten sonra sosyal medyadaki hype'a kapılıp tam tepeden aldım, iki hafta içinde %15 eksiye düştüm, o noktada panikle satmadım ama stresi uzun sürdü. sonradan fark ettim ki kademeli alım yapsam ve belirli bir fiyat planı kurmuş olsam bu maliyeti taşımazdım. şimdi portföyde yeni bir pozisyon açmadan önce teknik ve temel bir hikaye arıyorum, hareket eden fiyat değil.
-
herkesin konuştuğu şeyi herkes konuşurken almak, tepeyi garanti eden klasik hata. ben de bir dönem endeksin zirvesine yakın alıp aylarca kırmızı izledim, teknik olarak fomo değil sabırsızlıktı belki ama sonuç aynı. pozisyonu kademeli açmak, tek seferde dalmaktan iyidir.
-
tepe noktadan almak çoğu zaman bilinçli bir karar değil, kalabalığın gazına gelmek; hisse senette de kriptoda da aynı hikaye dönüyor. bir daha o hataya düşmemek için alım öncesi kendime 'bunu neden alıyorum' sorusunu sormayı alışkanlık yaptım.
-
fomo ile tepe noktadan almak, kalabalığın coşkusuna kapılıp herkesin paylaştığı ralli grafiğinden sonra maliyetlenmek demek. kriptoda bunu birkaç kez yapıp portföyün en uzun süre kırmızı kalan kısmını 'ihale' vizeli pozisyonlarla doldurdum.
-
twitter'da herkes kârını paylaşırken dayanamayıp tepeden almak, sonra -%15'te panikle satmak... klasik. ben de bir dönem 'kaçırmayayım' diye kovalamıştım, sonuç tam bir ders oldu. mala girerken bir plan yoksa çıkış da olmuyor, elinde sadece cüzdanı hafifletmiş bir özeleştiri kalıyor.
-
sosyal medyada kare kare kâr tabloları akarken 'ben de var mısın' hissine kapılıp en tepeden alım yapmak. topluluk çığlık çığlığa 'uçuyor' derken sen kaldıraçla dalınca ertesi gün portfoliosundaki kırmızıyı izliyorsun. fomo aslında bir analiz yöntemi değil, duygunun alışveriş sepetine yansıması. tepede almak zorunda değilsin; sakinleş, kademeli gir, herkesi izleme.
-
geçen sene herkesin konuştuğu bir hissede dayanamayıp aldım, aldığım gün tepeden sonraki ilk düşüşün ilk günüydü. ekranı açıp baktıkça kendime sövdüm, nasıl bir acele bu. bir sonraki sefer ciddi bir düşüş beklemedim diyemem, ama artık
grup cvıkkı coşkusunu görünce uzaklaşıyorum. sonradan anladım ki en pahalı şey sabırsızlık
fomo anı.