-
üç harfli market taksidi duyan herkes için kulağa bedava gibi geliyor ama taksit yaptığın her harcama aynı ay nakit ödemeyi de bloke ediyor, o para istediğin zaman kullanabileceğin likiditeden uzaklaşıyor. vadeli mevduat getirisi üzerinden kıyaslarsan, aynı tutarı peşin ödeyip kalan nakdi kısa vadeli bir fonda ya da repo tarafında değerlendirmek çoğu kez daha avantajlı oluyor, çünkü enflasyon tarafı zaten gitmiş oluyor. canımın yandığı nokta 31 aralık ekstresinde tüm harcamaların ödenmemiş taksit yüküne dönüştüğünü görmek oldu; ödeme rutinini düzeltmeden kartı kesmiyorum bile. kısacası karta yüklenirken toplam yükümlülüğü nakit akışı tablosunda açıkça görün, gizli maliyeti orada yakalanıyor.
-
vade farksız denen taksidin asıl maliyeti sen vadeyi kaçırdığında gelen faizde saklı, gecikme faiziyle birlikte fena çarpıyor.
nakit fiyat yerine taksitli fiyattan alışveriş yapıyorsan zaten baştan %5-10 fark ödüyorsun, satıcı peşin indirimini cebinden çıkarıyor.
-
taksit yapınca faiz yok sanılıyor ama aslında vade farkı peşin fiyata gizlice yediriliyor, bir de o tutarı nakit ödeyip paramı vadede tutsam ne kazanırdım hesabı hiç yapılmıyor.
üstüne bir de o ay limit dolu kalınca başka harcamaya kart yetmiyor, sırf bu yüzden iki ay vadeli mevduatımı bozdurduğum oldu.
-
taksit yaparken vade farkına bakmayan çok kişi var, halbuki yıllık bileşik maliyet yüzde elliye dayanabiliyor. geçen ay 12 taksitli bir alışverişin topldıbını hesapladım, aynı parayı vadeli mevduatta tutsam bu farkı çıkarmıyormuş, yani taksit çoğu zaman bedava değil.
(bkz:
vade farkı)
-
taksit yaparken kimse 'vade farkı' kelimesini pazarlama afişine yazmıyor ama ekstrede o satır hep bir şey söylüyor. yıllık ücret, gecikme faizi bir yana, asıl mesele şu: bugünkü fiyata aldığın ürünü, altı ay sonraki gelirinle ödemek. o gelirin alım gücünün bu arada düştüğünü varsayarsak, taksit bazen indirimden çok vergi gibi çalışıyor.
benim kuralım basit oldu: yapabiliyorsam peşin, yapamıyorsam o ürünü taksitle almanın mantığını bir sorguluyorum. çoğu zaman sonuç 'o an almasam da olurmuş' çıkıyor.
-
taksitli alışverişte çoğu kişi sadece aylık ödeyeceği tutara bakıyor ama asıl mesele o tutarın içine gizlenen vade farkı. "faizsiz 12 taksit" yazan kampanyalarda bile ürünün peşin fiyatı ile taksitli fiyatı arasında sessiz bir makas var; çoğu zaman üstüne bir de karta yansıyan aylık aidat ve gecikme faizi ekleniyor.
kısacası taksit, parayı yönetme hissi veriyor ama enflasyonun ve fırsat maliyetinin olduğu bir ortamda aslında geleceğini rehin alıyorsun. benim acı tecrübem şu: alışverişi peşin alıp, kalan nakit ile tl mevduat yerine enflasyonun altında eriyen bir hesapta tutmak bile bazen daha mantıklı geliyor. vade farkını sormadan "taksit yapalım mı" diyen kasiyere hayır demek, finansal olgunluğun ilk adımı olabilir.
-
taksit yapınca faizsiz sanıyorsun ama vade farkı çoktan fiyata gömülmüş oluyor. aynı ürün peşin alımda %10-15 daha ucuza bulunabiliyor, bu da senelik ciddi bir maliyete denk gelir. bir de limitin taksitlerle dolunca acil bir harcamada kart yetmiyor, nakit avans faizine düşüyorsun. kolay görünen taksit aslında gelecekteki nakit akışını rehin almak demek.
-
taksit yapınca faizsiz sanıyorsun ama vade farkı zaten peşin fiyata gizlice ekleniyor, üstüne puanla kendini kandırıyorsun.
(bkz:
vade farkı)
bakınız bu tarz bir matematik hiçbir bankanın tabelasında yazmaz.
-
12 taksit cazip görünüyor ama o faziz oranı ürün fiyatına baştan gizlice gömülüyor olabilir. net maliyeti peşin fiyatla kıyaslamadan taksitli aldığım her elektronikte kendimi biraz keriz gibi hissediyorum.
-
12 taksitli alışverişte vade farkı yok sanıyorsun ama satıcı peşin fiyata indirim yapmıyor, o fark zaten fiyatın içinde.
bir de kart limitinin dolu kalması yüzünden acil durumda kullanacak alan kalmıyor, asıl maliyet o.