-
kağıt üzerinde faiz bazen enflasyonu geçiyor gibi duruyor ama o hesabı yaparken hangi enflasyona baktığın her şeyi değiştiriyor. resmi tüik verisiyle senin market fişin aynı şeyi söylemiyor çoğu zaman, o yüzden nominal faizi görüp rehavete kapılmamak lazım, reel getiriyi hesaplamadan rahat etmiyorum.
uzun vadede mevduatta duran paranın satın alma gücünün eridiğini birkaç kez acı şekilde tecrübe ettim. yine de mevduat tamamen çöpe değil, en azından bir kısmını likidite tamponu olarak tutmak bana hep mantıklı geldi. mesele faizin büyüklüğü değil, enflasyonla arasındaki makas; ona bakmadan yorum yapmak boş geliyor bana.
-
mevduat faizi ile enflasyon yarışı çoğu dönemde mevduatın aleyhine sonuçlanıyor; nominal getiriyi görüp reel kaybı fark etmemek klasik hata, ben de ilk yıl bunu yaşadım. hesabı yaparken stopaj ve enflasyon farkını düşünce tablo netleşiyor, faiz yüksek görünse bile reel getiri eksi çıkabiliyor.
-
mevduat faizi enflasyonu geçtiği ay faiz lobisi diye manşet atılıyor, geçmediği ay zaten kimse konuşmuyor. ben reel getiriyi hesaplarken enflasyonun manşet değil hissedilen kısmına bakıyorum, o yüzden kağıt üstündeki faiz hiçbir zaman yetmiyor gibi geliyor.
-
geçen sene mevduatım yüzde 45 getirdi, enflasyon yüzde 65 çıkınca yarışı kaybettiğimi anladım. tabloya bakınca faizin hep bir adım geriden geldiğini görmek insanı biraz hüzünlendiriyor.
-
nominal faize bakıp sevinmek kolay, gelir vergisi ve tüik ortalamasını düşünce reel tarafta genelde beraberliğe yakın bir sonuç çıkıyor. yine de risksiz bir getiri olması ve ana paranın korunması, bu yarışın asıl kazanç hanesinde yazıyor benim icin.
-
geçen sene vadeliye yatan biri olarak söylüyorum: faiz çoğu ay enflasyonun gerisinde kaldı, mevduat reel olarak eritti. hesaplarken nominal faiz değil, vergilendirilmiş net getirinin tüfe'nin neresinde durduğuna bakmak lazım. elde kağıt üstünde kazanç var ama alım gücü aynı yerde sayıyor, acı olan bu.
-
nominal faizin caydırıcı göründüğüne bakma, vergi stopajı düşünce reel getiri kağıt üstünde eriyiveriyor. hesap yaparken enfülasyonun öncü göstergisiyle değil, gelecek ay açıklanacak veriyle kıyaslamak lazım. vadesizde bekleyen lirayı burada tutup 'en azından anaparayı saymıyorum' demek de ayrı bir tartışma konusu.
-
mevduatta %45 alırken enflasyon %60 ise aslında her ay reel olarak fakirleşiyorsun, bunu ancak hesap dökümüne bakınca anlıyorsun. o yüzden nominal faize değil, ay sonunda alım gücüne bakmak lazım.
-
mevduat faizi ile enflasyon yarışı denen şey aslında tek taraflı bir koşu. bankanın verdiği nominal faize bakıp 'iyi kazanıyorum' demek kolay ama asıl mesele reel getiri. enflasyon %60'lardayken %50 faiz almak matematiksel olarak zararda olduğunu gösterir, sadece bunu hesap tablosunda değil cebinde hissetmezsin.
kendi adıma öğrendiğim şey şu: faizi bir kenara yazarken mutlaka beklenti enflasyonunu da yanına yazmak lazım. yoksa yıl sonunda nominal bakiyen artmış görünür, alım gücün ise yerinde saymış hatta gerilemiş olur. bu yarışta kaybetmek de bir tecrübe, insanı tl mevduatın sadece vade değil bir getiri illüzyonu olduğuna ikna ediyor.
-
hesabı kağıt üstünde yapınca faiz hep önde ama sepete girince aynı hikaye olmuyor; benim deneyimimde mevduat sadece anaparayı yavaşça eritiyor.