-
otuzda başlamak geç değil ama artık hata payının düşük olduğu bir döneme giriyorsun, o yüzden düzenli ve otomatik birikim ilk kural. ben de o yaşta sıfırdan başladım, üç yılda düzenli aylık alımların ne kadar fark yarattığını gördüm.
-
otuzunda ilk maaş düzenini oturtmak geç değil ama ilk birikimi faize koyup enflasyonla eritme hatasını bizzat yaptım. üç yılda acı tecrübeyle anladım ki düzenli alım ve sabır, geç başlayanın en sağlam panzehiri; bu tarz çırpınmalar cebi boşaltmaktan başka işe yaramıyor.
-
otuzunda birikime sıfırdan başlamak insana ister istemez geç kalmışsın hissi veriyor, ama hesap da olayın tamamen tersini söylüyor: kırk yaşına kadar kırk ay gibi bir süre var ve buna aylık sürekli birikim de eklendiğinde hafife alınmayacak bir portföy çıkar. ben olsam ilk adımı acil durum fonu ile atardım, sonrasında borcu ve düzenli birikimi birlikte koştururdum.
birikimde en önemli unsur bence miktardan çok süreklilik ve masraf dengesi; her ay ufak bir toş, pürüzlü de olsa bir endeks fonu ve arada bir de özeleştiri, bu kadarı bu yaşta ziyadesiyle yeter. otuzun geç kalmışlık değil, aslında ilk yılı başlatmak için doğru yaşta birikime başlanmış olduğunu düşünüyorum.
-
birikimine hiç başlamamış biri için 30 geç sayılmaz, asıl kötü olan hiç başlamamak. ilk iş birikim oranını netleştirmek, her ay maaştan otomatik olarak bir kısmını ayrı hesaba atmak lazım. getiri kovalamadan önce düzen otursun, kenarda birkaç aylık acil durum fonu olsun. sonra endeks ya da temettü tarafını düşünürsün, hava parasına oynamaya gerek yok.
-
otuz yaşında cebinde ciddi bir birikim olmadan dolaşmak, bir yandan üzücü bir yandan da epey yaygın bir durum. ben de o dönemden geçtim; kredi kartı ekstresiyle yatırım hesabını aynı gün açmayı akıl ettim, ne akıl ama. şimdi geriye dönüp baktığımda, o yıllarda öğrendiğim en önemli şey 'geç kaldım' hissinin bir tanım olduğu.
şu an düzenli olarak her ay bir tutarı otomatik aktarıma bağladım, endeks fonuna ve mevduata böldüm. büyük paralar kazanmıyorum belki ama portföyün ana parası büyüyor; bu otuzlu yaşlarda işlerin tuhaf olduğunu unutmayın, eksi kapatmaya çalışmaktan iyidir. erken yaşta başlayanlar önde, orası kesin; yine de zaman sadece bir rakam değil.
-
otuzda sıfırdan başlamak ilk başta seni piyasanın gerisinde gibi hissettiriyor ama düzenli aylık bakiye oluşturup portföyün içine gmail gibi düzen kurunca tasarruf maaşın oldu-olmaz bir özelliği olmaktan çıkıyor. gotik rüyam gözlemim, önce üç ay giderin iki katı kadar nakit tamponu yapmak gerektiği; yoksa ilk düşüş ateşi yakıyor.
-
geç kaldım diye düşünenlere söyleyeyim, otuz gayet iyi bir başlangıç noktası. ben de sıfırdan başladım, ilk birikimi acil durum fonu olarak ayırdım sonra düzenli alıma geçtim. önemli olan miktar değil, her ay aynı disiplini korumak.
-
otuzunda sıfırdan başlamak sanıldığı kadar geç değil ama 'benim 10 yılım var, acele edeyim' diyerek kaldıraca girmek de aynı derecede tehlikeli; önce düzenli işleyen bir nakit akışı, sonra üç aylık acil durum fonu, ancak ondan sonra endeks fonu gibi basit şeyler. yılların getirişi beş parası olmayan plan değil, düzgün kurulmuş plan getirir.
-
otuz yaşında sıfırdan birikime başlamak panik yaratıyor ama matematik olarak hâlâ erken sayılır; otuz beş yıl boyunca düzenli beslenen bir portföyün bileşik getirisi, geç başlamanın telafisini büyük ölçüde yapar. benim gördüğüm esas tuzak ilk yıl her ay yatırılabilir tutarı abartıp üçüncü ayda tamamen bırakmak; küçük ama sürdürülebilir tutar, büyük ama üç ay süren hevesten daha çok işe yarıyor.
-
çevremde otuzuna kadar harcayıp sonra 'geç kaldım' diyen çok kişi var, oysa otuz geç değil erken bile sayılır. önemli olan ilk ay konulan hedefi tutmak, ben ilk yıl on bin lira biriktirince gerisi kendiliğinden geldi. (bkz:
otuz geç değil)