-
geç kaldım telaşına kapılmadan önce şunu söylemek gerek: otuzunda başlamak onunda umursamamaktan hâlâ çok daha iyi, çünkü asıl fark bileşik getirinin kaç yıl çalıştığında.
maalesef
bu tarz hesaplarda ilk yıllar acı veriyor, az miktarla başlayıp düzenli eklemek dışında sihirli bir formül yok.
-
otuz yaş geç değil ama erken de değil, en zor kısmı ilk birkaç ay. o dönemde benim için mesele getiri değil, harcama alışkanlığını kırmaktı. maaş yatar yatmaz otomatik talimatla bir kısmını ayırmak işi kolaylaştırdı, kalanıyla yaşamayı öğrendim.
sonra sırasıyla acil durum fonu ve düzenli birikim geldi; endeks fonunda başladım, tek tek hisse seçmeyi sonraya bıraktım. en büyük hatam ilk yıl enflasyonu hesaba katmadan 'para biriktiriyorum' sanmamdı. nominal tutar artıyordu ama alım gücü yerinde sayıyordu, bunu ancak bilançoya bakınca gördüm.
-
otuzunda sıfırda olmak düşündüğün kadar ölümcül değil, çünkü asıl zararı geçen on yılda panik satışı ve tek hisseye abanmakla yapmış olabilirsin. bundan sonrası için düzenli az birikim ve temettü portföyü, kaybetmek üzere olduğun zamana göre hâlâ kazanılmış bir on yıl demek.
-
ben de otuzda sıfırdan başladım, ilk yıl sadece acil durum fonu biriktirdim ve tatsız ama doğru sıra buydu, gerisi sabır ve düzenli aylık transfer.
-
geç kaldım diye düşünenlere derim ki geçen on yıl zaten geri gelmeyecek, hiç yoktan iyidir; maaşın bir kısmını düzenli kenara atmak bile 35'te fark yaratıyor.
-
geç kaldım diye düşünmeyin, otuzunda portföye ilk tuğlayı koymak hâlâ erken sayılır; önemli olan miktar değil düzenli alışkanlık. yirmilerin keyfi bittiyse de sıkıntı yok, otuzların hesap kitabı başlıyor sadece (bu tarz birikim disiplini).
-
otuzda başlamak geç değil ama otuz beşte başlayan arkadaşlarımın birikim grafiğiyle kıyaslayınca bileşik getirinin ne kadar fark ettiğini acı şekilde gördüm. ilk adım tutarı değil, her ay otomatik talimat vermek.
-
otuzda başlamak için geç değil ama artık otuz değil kırk yaşına kaç yaş kaldı diye bakmak lazım. benim gördüğüm kadarıyla bu yaşta birikim yapmanın sırrı yüksek getiri kovalamak değil, düzenli ve otomatik atmak. maaş yatar yatmaz ayrı bir hesaba otomatik talimatla para çekiyorsan zaten harcayamıyorsun, gerisi zamanla birikiyor.
yaş biraz ilerlediği için risk tarafında da dengeli olmak gerekiyor, her şeyi tek bir hisseye ya da kriptoya gömmek bu saatten sonra acı verebilir. endeks fonu, temettü veren şirketler ve biraz da acil durum fonu ilk etapta yeterli bir iskelet kurar. kötü haber; kimse otuzunda birikime başlamanın ne kadar geç olduğunu söyleyip seni rahatlatmayacak. iyi haber; bugün başlayan için otuz gerçekten ertelenmemesi gereken bir yaş.
-
borsa tarafında kırkında öğrendiklerimi otuzunda öğrenmediğim için pişmanım derler; ama sahiden otuzunda başlayan biri için asıl fark, on yıl erken koyulan o her ayki düzenli birikimdir. o evrağı kırkta atmak, büyüme potansiyelini de birlikte gömmek gibi bir şey.
-
hiçbir şey için geç değil ama otuz yaşında başlamanın acı tarafı, enflasyonun ve bileşik getirinin matematiğini artık daha net görmen. ben de geç sayılabilecek bir yaşta başladım ve ilk işim acil durum fonu ayırmak oldu, sonra her ay maaştan otomatik talimatla endeks fonuna küçük küçük alım yaptım. sıfırdan başlayan için ilk hedef büyük kazanç değil, düzenli alışkanlık; portföy büyüdükçe kaldıraçtan ve tek hisseye yüklenmekten uzak durmak da cabası.