• bugün (96)
  1. yirmili yaşlarda kazandığım her kuruşu harcamış biri olarak otuzda fark ettim ki yaş değil, düzen önemli. şimdi aylık otomatik talimatla üç kalem alıp gerisini karışmıyorum, iki senedir sapasağlam duruyor.
  2. bir dönem 'bu saatten sonra ne birikir' diye düşünüyordum, sonra hesapladım: erken başlayanla aramdaki fark aslında vadede kapanıyor. önemli olan ilk on bini yapmak, gerisi alışkanlık. pişman olduğum tek şey üç yıl önce başlamamak.
  3. otuzunda başlamak geç değil ama erken başlayanların bileşik getiri avantajını kıskanmamak elde değil. ben de 30'da sıfırdan başladım, ilk yıl sadece para piyasası fonunda tutup acil durum tamponu oluşturmaya çalıştım, sonra temettü hisselerine geçtim. kimi zaman otuz yaş psikolojik bir eşik gibi geliyor ama matematiksel olarak 20 yıllık bir ufkun var, bu da az değil. sabırlı olup düzenli alım yapınca 5 yıl sonunda ciddi bir fark oluşuyor.
  4. buradaki en tehlikeli taraf paramızı hedge etmekten çok, ''geç kaldım'' diye fomo ile dandik coin veya model portföy kovalamak oluyor. ben otuz iki yaşında başladım, önce acil durum kasası sonra düzenli otomatik talimat yapabildim, dönüp baktığımda hiciv gereği yok, işe yaradı. endeks şartları ne olursa olsun tabandan istikrar koymak gerekiyor.
  5. otuzda başlamak geç değil ama insanın en çok kendini kandırdığı yaş bu oluyor, çünkü çeyrek asırlık kayıp varmış gibi sansın hesapla uğraşmadığın herkes zaten otuzda tam gaz sprint atıyor. otuzdan sonra hızını kesip sabır moduna geçmek gerekiyor: aylık gelirin küçük bir kısmını otomatik ödeme talimatıyla ayır, kenarından artakalanında deneysel kalmak normal.

    olay sadece miktar değil, kararlılıkta başka bir level': on yıl boyunca her ay az az eklemek, bir defa büyük dalıştan daha çok şey kazandırıyor. riskin tavan yaptığı yaşta birikime sessizce başlamak daha güvenli, kalan otuz sene her ay bulaşabilen küçük katkıyla daha güzel bir yol.
  6. yirmili yaşlarımın sonunda elde avuçta bir şey kalmamıştı, otuzda ilk düzenli birikim hesabımı açtığımda içim biraz buruktu ama bir yerden başlamak gerekiyordu. ilk yıl sadece acil durum fonu biriktirebildim, sonra yavaş yavaş endeks fonu ve altın gibi araçlara yaydım. geç kaldığını düşünenler için söylüyorum, otuz aslında hiçbir şeyin bittiği bir yaş değil; kaldı ki erken başlayan birçok kişiden daha disiplinli gidiyorum çünkü bu sefer ciddiyim. tek pişmanlığım faiz getirisini çok uzun süre görmezden gelmemdi.
  7. otuz geç değil ama 'nasılsa genç sayılırım' rehaveti en büyük tuzak; her ay kenara atılan düzenli bir tutar, ara ara yapılan coşkulu yatırımlardan çok daha iş yapıyor. sıfırdan başlamak ayıp değil, sıfırda kalıp bahaneyi yirmi yıl taşımak ayıp.
  8. otuz yaş "geç kaldım" yaşı değil, "artık bahanem kalmadı" yaşı. çevremde kırkında ilk ciddi portföyünü kurup düzene giren insanlar var, otuz gayet erken. mesele o güne kadar birikmiş alışkanlıkları değiştirip ilk yüz bini yapmak, sonrası bileşik getiriyle zaten kendi kendine yürüyor.

    plan basit: acil durum fonu, kalan borçların kapatılması, sonra her ay düzenli alım. altın, endeks fonu, biraz döviz, belki bir tutam kripto derken portföy doğuyor. otuzunda başlamanın esas avantajı, otuz yıl önünde olması. her ay temettü ve alım talimatı girip ekranı kapatmak, panik satıştan korunmanın en iyi yolu.
  9. kıtırcılığın en samimi hali. birçok insan otuzu garantinin 'hâlâ gençsin evlat' hamili kartı sanıyor ama gerçek şu ki insanın faydası bu yaştan sonra faizediyor. piyangodan para çıkmasını bekleyenlerin aksine aylık düz bir düzen oturtmak şart, aksi halde enflasyon gelir daha maaşlarını tırtıklaya tırtıklaya çöp ediyor.

    ilk iş uzun vadeli bir dökme yapar gibi hisse senedi veya yatırım fonu hesabında otuz beş yaşa kadar dokunulmayacak bir miktar alışkanlık haline getirmek olmalı. reel getiri peşinde koşarken sahtirik matbaasında para basılıyormuş fantezisi kafa sadeleştirir, ama size konu kendimi adamış olduğum halde hâlâ borçlu kalmak canımı en çok acıtan olaydır diyede başlatıp kendi itirafımı örnek gösterdim.
  10. geç değil diyorlar ama hesap ortada: aylık üç bin ayırıp otuz yıl tutarsan bir şey birikir. asıl mesele başlamak değil, on yıl boşa harcadığın süreyi sindirmek.