-
kumbarası boş, borcu olmayan biri için aslında iyi bir eşik. ilk yapılması gereken 'ne kadar biriktirayim' değil, üç aylık gideri karşılayan acil durum fonu; bu yoksa
deblokaj anında portföyü bozuyor. sonra otomatik talimatla her ay bir kısmını ayırmak, kalanını harcamak düye düşünmek lazım.
bileşik getirinin güzelliği burada başlıyor; on yıl düzenli 3000 tl koyup ortalama enflasyon üstü reel %5 getirsen bile fark açılıyor. ama buradaki asıl kazanç, otuzdan sonra portföy yönetmeyi öğrenmek: hata yapacaksan küçük parayla yap.
-
otuzda kasada hiçbir şey yokken birikime başladım, her ay önce küçük bir tutarı kenara ayırıp geri kalanla geçinmeye alıştım; geç kaldım diye hayıflanmak yerine otomatik talimat verdim. artık yaşın önemi yok, alışkanlığı kurmak sermayeden önce geliyor.
-
maaşın büyük kısmı kiraya gidince ilk yıl aylık bin lira bile ayırmak zor oluyor, ama otuzunda endeks fonuna başlayan biri olarak söyleyeyim: geç değil, sadece düzenli olmak kritik.
-
otuz yaş geç kalmışlık hissi veriyor ama aslında kırkında pişman olacağın bir yaş değil. geçen gün bir arkadaşım sıfırdan başladı, aylık gelirinin ufak bir kısmını düzenli ayırıp basit fonlara yönlendiriyor. birikim işi şapkadan tavşan çıkarmak değil, düzen disiplin işi. bir yıl sonunda elle tutulur bir tutar biriktirdiğini görünce hevesi de arttı zaten.
-
otuz yaşında sıfırdan başlamak için geç kalmış değilsin, asıl problem geç kaldığını sanıp hiç başlamamak. ilk adım acil durum fonu, sonra otomatik talimatla her ay düzenli alım. yirmili yaşlarda harcanan para geri gelmiyor ama otuzdan sonra disiplinli bir sepette on yılda ciddi bir bileşik etki birikiyor. ben ilk sene tamamen hatalarımla öğrendim, ikinci seneden itibaren düzen rayına oturdu. en büyük pişmanlığım beklemek oldu, hiçbir zaman doğru zaman gelmiyor.
bu tarz
geç başlayan yatırımcı
-
geç kalmamak için tam da doğru bir yaş aslında; insan bu saatten sonra öğreniyor bir sokağı her ay önce ödemeli. düzenli bist al-hold, otomatik kesinti, ek gelir peşinde koşmak gibi şeyler hep bunun için. otuzun mental olarak bir üstünlüğü var da, bir sonraki sınavın kırkına kadar olduğunu hatırlamak lazım. aksi halde geçen her ay fırsattan maliyete dönüşüyor.
-
otuz yaş geç değil ama faiz getirisinin genç yaştaki kadar uzun süre çalışmayacağı bir gerçek. benim naçizane taktiğim, ilk yılı düzenli ödeme dışında hiçbir şeyi hedeflememek oldu; zira birikim hesabının bakiyesi değil, otomatik transferin kendisi motive ediyor.
-
hiç utanılacak bir durum değil, benzer noktadan başlamış biri olarak geç kalmak diye bir şey olmadığını düşünüyorum. ilk yıllarda 20'li yaşlardaki kadar risk alacak vaktin olmuyor ama gelirin genelde daha yüksek olduğu için ilk 3-4 yıl acı çekmeden yüksek oranla biriktirilebiliyor. mesela arkadaşım 30'da başladı, dört yılda düşük riskli endeks ve temettü hisseleriyle ciddi temel attı. mesele kaç yaşında başladığın değil, her ay otomatik olarak ne kadar ayırdığın. ben o dönem tek portföye yüklenmeyip acil durum fonu tutmayı ihmal etmiştim, o hatayı yeni başlayan kimseye önermem.
-
otuz, birikim için geç değil ama kayıtsız kalırsan zor eşik. yirmili yaşlarda 'nasıl olsa zaman var' diyip hiçbir şey biriktirmeyen biri olarak otuzda hesabı açtım ve ilk ay bütçeyi görünce küçük bir şok yaşadım. doğru yol dmi patch değil, her ayın başında otomatik olarak kenara bir miktar itelemek: maaş yatınca ertesi gün hesaptan çıkmış olsun, görmeyince harcanmıyor.
uzun vadedeki sihirli şey getiriyle beraber disiplinin sürekliliği. ilk altı ay aşırı tilt etmedim, sonrasında endeks fonu ve temettü veren şirketlerde azar azar ağırlık artırdım. oran değil alışkanlık kazanıyorsun sonuçta. kimseye söz vermem ama şahsen birikimin ilk yılında görülen artış iyi bir motivasyon kaynağı oluyor; her şeyden, tek bir sefer satın alınan puandan fazlası çaba istiyor tabii ki.
-
krediler bitmiş, maaş biraz nefes alıyor derken sıfırdan başladım diyen çok var; ilk sene ömür biter gibi gelse de bileşik etkisini bir gün konuşmaya başlıyorsun. geç kaldım sanıp hiç başlamamak en pahalısı, benim pişmanlığım bu oldu.