-
temettü verimi tek başına bir şey anlatmıyor, yüzde 12 verim görüp atlıyorsun sonra bir bakmışsın şirket kârının tamdıbını dağıtıyor, yatırımı durdurmuş. benim baktığım ilk şey dağıtımın sürdürülebilirliği: temettü kaç yıldır kesintisiz ödeniyor, kârın yüzde kaçı kâğıda gidiyor, borçluluk ne durumda. sonra sektöre ve nakit akışına bakıyorum çünkü güzel bir temettü tablosu düzenli nakit üretmeyen bir şirkette er geç yalan oluyor. bir dönem sadece yüksek verime odaklanıp temettüyü kestiğinde elimde kalana pişman oldum, o yüzden artık önce istikrar sonra oran diyorum.
-
temettü verimi tek başına yeterli değil bence, %10 verim görüp atlayan çok kişi temettüyü aldı ama hisse %30 düştü, net getiri negatif. benim baktığım ilk şey temettüyü kaç yıldır kesintisiz verdiği, ikincisi dağıttığı kârın sürdürülebilir olup olmadığı, borçluluk ve nakit akışı olmadan verim bir yanılsama bence. bir de bedelsiz dağıtıp sonraki yıl temettü kesen şirketler var, onlar geçmiş performansta güzel görünüyor sadece
ucuz temettü hissesi ararken değer tuzağına düşmek.
temettü tuzağı diye bir şey var dostlar.
bu tarz bakınızlar da buraya serpiştirilir
-
benim için ilk kriter temettü veriminin sürdürülebilirliği, cuma günü yüzde 12 verim vaat eden bir hisse genelde bilançoda çatlak olduğu için o kadar cömert oluyor. bir de dağıtım oranına bakmadan bodoslama almak var ki onu ilk yılımda yaptım, iki çeyrek sonra temettüyü yarıya indirdiklerinde kalakaldım.
-
temettü verimi yüksek diye atlamadan önce dağıtımın sürdürülebilir olup olmadığına bakmak lazım; kârın ne kadarı dağıtılıyor, borçluluk ne durumda, geçmiş yıllarda kesintiye uğramış mı diye kontrol ediyorum.
yoksa yüzde 15 verim görüp alırsın, iki ay sonra şirket temettüyü keser, hem kuponu hem anaparayı kaybedersin.
-
önce temettü verimine bakıp hemen atlamamak lazım, çünkü tek başına yüksek verim bazen fiyatın düştüğünün işaretidir. benim kriterim ödeme istikrarı, borçluluk ve dağıtılan kârın sürdürülebilirliği; bunlar oturmadan gelen temettü bana hep geçici geliyor, o yüzden geçen sene bir hissede sırf verim yüksek diye aldım ve ödemeyi kesti, ders oldu.
bakınız: temettü verimi
-
temettü verimi yüksek diye atlamamak lazım, önce dağıtımın sürdürülebilir olup olmadığına bakıyorum. temettü ödeme oranının %80-90 olduğu şirket bir sonraki yıl kâr düşünce ödemeyi kısmıştı, o günü ders olarak not ettim. borçluluk ve serbest nakit akışı bence verimden daha önemli, çünkü kâr muhasebesel olabilir ama nakit öyle değil. uzun vadede düzenli artan temettü, bir seferlik yüksek verimden her zaman iyidir.
-
sadece verim oranı yüksek diye atlamak yerine şirketin kârını ne kadarının dağıtıldığına bakmak şart; %20 temettü verimi sunan şirketin dengeli bir dağıtım politikası göstergesi değildir. üç yıl üst üste artan nakit temettü ödeyen, borcu kontrollü, serbest nakit akışı pozitif şirketler benim radarıma giriyor. verim oranını borçla fonlayan şirketler muhtemelen en kısa sürede tekrar bedelliye gider.
-
ben önce kesintisiz kaç yıl temettü dağıttığına bakıyorum, sonra da verim ile birlikte kârın sürdürülebilirliğini kontrol ediyorum. yüksek verim tek başına tuzak olabilir, dağıtım oranı %100'e dayanıyorsa uzak duruyorum.
-
temettü veren her hisse iyi hisse değil, çünkü temettü verimi yüksek görünen şirket bazen kârını dağıtmak zorunda kaldığı için düşüyor. sürdürülebilir nakit akışı, düşük borçluluk ve istikrarlı kâr marjı en az verim kadar önemli. bir de temettünün düzenli artıp artmadığına bakmak lazım, her yıl aynı tutarı dağıtmak aslında reel olarak kayıp demek
temettüde istikrar artıştan önce gelir. benim acı tecrübem, sadece verime bakıp aldığım hissede sonradan temettü kesintisiyle karşılaşmak oldu.
-
temettü verimine bakıp atlamadan önce dağıtım oranına ve şirketin bunu kaç yıldır sürdürülebilir şekilde ödediğine bakmak lazım, verim tek başına yanıltıcı oluyor. benim acı tecrübem yüksek verimli görünen ama temettüyü bir sonraki yıl kesen kağıtta oldu, o yüzden artık borçluluk ve serbest nakit akışı ilk baktığım şey.