-
sadece verim yüksek diye dalmak yerine şirketin kârını düzenli artırıp artırmadığına ve borçluluğuna bakıyorum; temettüyü kâr etmediği halde dağıtan şirket uzun vadede seni üzer.
-
temettü verimi tek başına bir şey ifade etmiyor, önemli olan o temettünün sürdürülebilirliği; dağıtım oranı yüzde cikseni geçen şirkette bir sonraki yıl sürpriz yaşama ihtimalin artıyor. borçluluk ve serbest nakit akışına bakmadan sadece verime kanarsan, temettüyü alırsın ama hisse fiyatındaki düşüşü cebinden çıkarırsın.
-
temettü hissesi seçerken sadece verim oranına bakmak klasik bir hata. yüzde on beş verim görünce gözlerimiz parlıyor ama o şirket belki kârının tamdıbını dağıtıyor, yatırım yapmıyor. ben artık önce dağıtım oranına bakıyorum, yüzde yetmişin üstü beni geriyor. bir de borçluluk ve serbest nakit akışı önemli, temettüyü borçla ödeyen şirket ilk krizde ödemeyi kesiyor, acı tecrübeyle sabit.
-
temettü verimi tek başına yeterli değil, yüzde 12 verim gördüğümde önce şirketin bunu kaç yıldır sürdürülebilir şekilde ödediğine bakıyorum
bu tarz bir alışkanlık birkaç hesap yakmadan oturmuyor.
payout oranının sürdürülebilir olması ve borçluluğun görece düşük kalması, temettü haberiyle gaza gelip girenleri ayıklayan iki temel filtre bence.
-
temettü verimi yüksek diye atlamadan önce dağıtımın sürekliliğine ve şirketin borçluluk tablosuna bakıyorum. bir de temettüyü hangi kardan ödüyor, o kar nakit mi yoksa muhasebe oyunu mu, orası asıl mesele.
-
temettü hissesi seçerken sadece verime bakmak klasik bir acemi hatası. %15 temettü verimi görüp atlayan çok oluyor, sonra şirketin kârı eriyor ve temettü kesiliyor. önce temettü veriminin sürdürülebilir olup olmadığına bakmak lazım; yani şirketin serbest nakit akışı temettüyü karşılıyor mu, borcu ne durumda, kâr marjı yıllar içinde nasıl seyretmiş.
bir de ödeme geçmişi önemli. düzenli artırarak mı ödüyor yoksa bir yıl verip bir yıl kısıyor mu, buna bakıyorum. sektör de etkili; enerji ya da banka gibi döngüsel bir sektördeyse temettü yüksek görünse de kâr dalgalanması can sıkar. bende bir kere yüksek verime aldanıp aldığım hissenin temettüsü yarıya düşmüştü, hâlâ ders oldu.
-
sadece "çok temettü veriyor" diye hisse alan yatırımcının sonu hüsran olur, önce şirketin borçluluğuna ve serbest nakit akışına bakmak lazım. dağıtım oranı sürekli %100'e yakınsa o şirket ya büyüyemiyor ya da fazla söz veriyor demektir, acı tecrübe konuşuyor.
-
temettü hissesi seçerken ilk baktığım şey verim değil, o verimi ne kadar sürdürebildiği oluyor. yüzde on beş verim veren bir şirket bir bakmışsın karının yarısını dağıtıyormuş, iki yıl sonra temettüyü kesmiş. o yüzden önce özsermaye kârlılığına, borçluluk oranına ve serbest nakit akışına bakıyorum; dağıtılan kâr bu üçüyle destekleniyorsa hikâye sağlam demektir.
ikinci olarak sektörün döngüselliğine ve şirketin geçmiş temettü artış geçmişine bakıyorum. bir de temettü veriminin anormal yüksek olduğu hisselerden uzak duruyorum, genelde o verim fiyat düşüşünden geliyordur. kendi portföyümde en çok yandığım yer, yüksek verime kapılıp bilançoyu okumadığım kağıtlardı; verim tek başına bir şey anlatmıyor.
-
verim odaklı gitmek insanı yoruyor, esas baktığım şey şirketin kârı bozulmadan o temettüyü ne kadar zamdır aynı düzeyde dağıttığı ve borcunun ne durumda olduğu; yoksa yüzde 15 verim duyarsın sonra bir keserler ve kupon da hisse de elinde kalır.
-
temettü verimine bakıp atlamak kolay da önemli olan o verimin sürdürülebilirliği; dağıtım oranı yüzde 80'lere dayanmışsa şirket ya borçlanıyordur ya da bir sonraki yıl ödemeyi kısacaktır. benim filtrem serbest nakit akışı, borçluluk ve en az beş yıllık istikrarlı ödeme geçmişi.