-
bu ikilemin cevabı çoğu zaman kişinin mesaisine ve mizacına bağlı. fon tarafında yönetim ücreti ve stopaj gibi görünmez giderler var ama karşılığında şirket takibi, bilanço okuma ve portföy dağıtımı derdi yok. doğrudan hissede her şey senin elinde ama o elin titremeyecek, düşüşte panik satmayacak.
kendi adıma ikisini de kullandığımı söyleyebilirim: çekirdek portföyü fonla kurup kenara çekiliyorum, uydu kısmında bildiğim sektörlerde doğrudan hisse tutuyorum. geçmişte tek hisseye aşırı ağırlık verip endeksin altında kaldığımı hatırlıyorum, o günden sonra dağıtımın kendisi kadar disiplinin de getiriye etki ettiğini öğrendim.
-
fon tarafında yönetim ücreti ve stopaj gibi görünmez maliyetler var, hissede ise işlem komisyonu dışında ekstra bir kesinti yok ama tüm risk sana ait. ben ikisini de kullandım: tek tek şirket takip edecek vaktim olmadığı dönemde fon mantıklıydı, ama fonun içinde ne olduğunu bilmeden aldığım için performansı da anlamlandıramıyordum.
zamanla portföyü böldüm, bir kısmını endeks fonunda tutup kalanını kendi seçtiğim hisselere ayırdım. sonuç olarak ne tamamen pasif ne tamamen aktif kaldım. doğru cevap kişinin takip edebileceği zamanla ilgili bence, getiriyle değil.
-
yatırım fonu mu doğrudan hisse mi sorusu aslında disiplin sorusu; tek tek bilanço okuyacak vaktin yoksa fon yönetim ücreti sana uyku huzuru için ödediğin bedel oluyor. tecrübeyle sabit, fon aldığım günden sonra haber akışını görmezden gelmeyi öğrendim.
-
iki yıl önce her ay ayrı ayrı hisse seçmeye çalışırken ne kadar vakit kaybettiğimi fon alırken fark ettim. tekil hissede kazanç da kayıp da ajandanı açık tutuyor; fon yöneticisi en azından toplantı çağırmıyor. ne olursa olsun, ikisinde de maliyet ve vergi farkını hesaba koymadan başlamamak lazım.
-
doğrudan hisse almayı sevdiğim doğru ama her şeyi tek başıma kovaladığım için epey de yıprandım, bilanço takibi ve temettü kovalamak sandığım gibi kolay değilmiş. fon tarafında yönetim ücreti cebi tırtıklıyor ama çeşitlendirme ve pişman olmama konforu paha biçilemez. ben tek tek seçtiğim hisseleri deneme, fonları ise ana gövde olarak kullanıyorum, kaldıraçla oynamama da artık tövbeliyim.
-
fon alırsan yönetim ücretini ödeyip kafanı rahat tutarsın, hisse alırsan bilanço okumayı öğrenirsin ama hataların da cebinden çıkar. ben ikisini birlikte kullanıyorum, çekirdek pozisyon fon kenarda deneme parası hisse.
-
yıllarca tek tek hisse seçtim, temettü kovaladım, bilanço okudum; sonuç olarak endeksin biraz altında kaldım. sonra profesyonel yönetilen birkaç fona geçtim, komisyonu canımı sıksa da en azından uykum düzeldi. hisse işi bilgi ve zaman istiyor, yoksa fon senin yerine uğraşıyor. yani mesele cesaret değil, ne kadar vakit ayırabildiğin.
(bkz:
pasif yatırımın sessiz gücü)
-
fon tarafında yönetim ücreti sessizce kemiriyor ama çeşitlendirme ve vakit tasarrufu cabası; doğrudan hissede ise karar sende, hata da sende. yıllarca hisse seçtiğimi sanıp aslında endeksi zar zor yakaladığımı fona geçince fark ettim.
-
doğrudan hisse seçmek araştırmaya vakit ister, fon ise yönetim ücreti keser ve getiriyi bazen endeksin altında bırakır; benim deneyimim zamanı olmayan için fon, takip edecek sabrı olan için doğrudan hisse tarafında, ikisi de tamamen masum değil.
-
zaman ve ilgi azsa fon mantıklı, çünkü yöneten var ve kendini dürtüselliğe bırakmıyorsun; ama fonun da getiri ancak trendde oluyor. masa başında analiz seven için doğrudan hisse öğretici, sadece portföyünü bölebileceğini kabullenmek şart.