• bugün (97)
  1. her zam döneminde aynı film oynuyor: maaş artıyor ama market fiyatları sanki önceden haber almış gibi o hafta etiketleri güncelliyor. net bir zam alıyorsun ama pazara gidince aynı parayla geçen ayın yarısı kadar ürün alıyorsun. reel alım gücünü ölçmek için sadece banka hesabına değil sepete de bakmak gerekiyor, en dürüst gösterge o. yani kâğıt üzerinde kazanılan zam, kasada eriyip gidiyor çoğu zaman.
  2. zam geldiği gün herkes bir rahatlıyor ama iki ay sonra market fiyatları o zammı yutuyor. asgari ücrete yapılan artış nominal olarak geliri yükseltiyor ama enflasyon döngüsü içinde çoğu zaman önceki alım gücüne geri dönüyor. bizzat tanıdığım biri zam aldıktan sonra kira ve market giderleri yüzünden eski haline döndüğünü söylüyor. ücret artışı iyi bir şey tabii ama tek başına enflasyonu yenmiyor, yanında fiyat istikrarı olmadan kalıcı bir refah sağlamıyor.
  3. zam geldiği gün maaş hesabına düşmeden market etiketleri çoktan güncellenmiş oluyor, üstelik kira ve ulaşım kalemleri de geriden geliyor. benim görüşüm net: yüzde ne olursa olsun cebimdeki artış kısa süre sonra sepetteki artışa yenik düşüyor.
  4. her yıl zam geliyor, ilk iki ay herkes biraz rahatlıyor, sonra market fişleri aynı yere dönüyor. zam oranı enflasyonun altında kalıyorsa alım gücü zaten eriyor, üstünde kalıyorsa da o fark çoğu zaman gıda ve kiradaki artışlara gidiyor.

    bunu en net gösteren şey maaşın kaç gram altın ya da kaç sepet market ettiği, tl rakdıbının kendisi değil. birkaç ay sonra aynı maaşla eskisi kadar dolan çıkıyorsan tartışma da kapanıyor zaten.
  5. zam gelince maaş hesabı artıyor ama market etiketleri iki hafta içinde aynı oranı silip süpürüyor, geriye reel olarak fazla bir şey kalmıyor.

    üstüne bir de vergi dilimi sıçrayınca net artış sanılandan daha küçük çıkıyor, yani zam bazen sadece enflasyonun adını değiştiriyor.
  6. her zam ayında aynı film dönüyor; maaşa bir sıfır ekleniyor, ardından market etiketleri yarışıyor. zammı aldığın ilk ay zengin gibi hissediyorsun, ikinci ay fark normale dönüyor, üçüncü ay yine hesap kitap başlıyor. sebebi basit: zam bir gecede oluyor ama fiyatlar onu sindirerek yükseliyor.

    bence asıl mesele artışın yüzdesi değil, enflasyonun bu artışı ne kadar zaman aldığı. bir ayda eriyen bir zam, aslında pek zam sayılmaz. kira, ulaşım ve gıdayı ayrı ayrı hesaplayınca tablo daha net; maalesef gelir artışı fiyat artışını yakalamakta zorlanıyor.
  7. zam geldiği gün herkes zengin hissediyor da bir ay sonra marketteki etiketler aynı hızla yükselince o his uçup gidiyor. nominal rakam artıyor, alım gücü çoğu zaman yerinde sayıyor ya da geriliyor.
  8. her zam sonrası markete gittiğimde sepet aynı, ödediğim tutar daha yüksek. iki ay sonra bakıyorsun zam erimiş, alım gücü yine yerinde sayıyor.

    nominal rakam artıyor ama reel olarak cebime giren net bir şey yok, hatta bazen geriye gidiyor.
  9. zam oranı ile enflasyonun yan yana yazıldığı yıl, telafi etti küçük bir deste bile kabaca reel olarak aynı yerinde kalıyorsa o zaman enflasyon kazanandır.
  10. zam açıklandığında herkes bir an seviniyor, sonra markete gidip gerçekleri görünce o sevinç uçuyor. bende işin şu tarafı hep dikkatimi çekiyor: zam, zamlı tutarın üzerinden pazarlığın başladığı anda etkisini kaybetmeye başlıyor. gıda, kira, ulaşım damlaya damlaya önden gidiyor, asgari ücret de arkadan koşuyor. yani kağıt üzerindeki rakam artıyor, raftaki etiketle orantılı artmıyor.

    bunun borsa tarafındaki yansıması: birçok şirket için asgari ücret bir maliyet kalemi, artınca marjları sıkıştırıyor. bende acı tecrübe şu oldu, sırf "muhasebe hazır diyor" diye fabrika hissesine girdim, marjlar sıkışınca zararla çıktım. yani zammın etkisini tek rakamda değil, gelirinle giderin arasındaki oranda aramak lazım. alım gücü aritmetiği duygusal tarafı oldukça kalın bir konu.