-
sabah kalkar kalkmaz telefonu açıp kur bakmak bir süre sonra sigortasız bir alışkanlığa dönüşüyor; üç aşağı beş yukarı her hareketi bir önceki maaşınla kıyaslamaya başlıyorsun.
-
telefonun ana ekranında kur uygulaması, saat başı açıp bakıyorum. 10 kuruş oynasa portföy dengem bozulacakmış gibi geliyor ama aslında elimdeki tutar belli. bu takıntı yatırımdan çok kaygı yönetimi olmuş, farkındayım ama bırakamıyorum.
(bkz:
kur artışı)
-
sabah telefona bakmadan gözünü açamıyorsan bunun adı yatırım değil, düpedüz alarm kurmuşsun kendine. ben bir dönem widget eklemiştim ana ekrana, işe giderken asansörde bile bakıyordum; sonunda fark ettim ki kur aynı, benim sinirlerim erimiş.
-
sabah alarmdım, gece son işim kura bakmak oldu, portföydeki her şey dolar bazlı erirken ben ekran tazelemesiyle meşguldüm. sonunda fark ettim ki takip etmek kontrol etmiyor, sadece uyutmuyor.
-
sabah kalkar kalkmaz ekrana bakıyordum bir dönem, her 10 kuruş artışta moralim bozuluyordu; sonra fark ettim ki bu takıntı beni yatırımcı değil, kur izleyicisi yapmış. haftada bir bakıp geçmek en sağlıklısı, uzun vadede her gün ekran izlemenin portföye katkısı sıfıra yakın.
-
sabah gözünü açar açmaz telefona sarılıp kur ne olmuş diye bakmak, sonra gün içinde yüz kere aynı sayfayı yenilemek. bir süre sonra fark ediyorsun ki hareket etmiyorsun, sadece izliyorsun.
kendini tetikte sanmak aslında sadece gereksiz bir stres yükü. o anlık ekran hareketleri seni zengin de etmiyor, fakir de; ama uykunu ve dikkatini alıp götürüyor.
bir de o ranzalı sayıların arasında gidip gelirken kendine 'bugün şu kadar birikti' diye telkinde bulunan tanıdıklar var, onları görünce
portföy yerine ekran takibi yaptığını anlıyorsun. doktor önerisi gibi gelmesin ama alarm kur, günde bir kez bak ve geç.
-
eskiden günde bir bakarım derken şimdi saat başı grafiğe bakıyorum. iş yerinde telefondan bak, gece tuvalete kalkınca bak. kur iki kuruş oynayınca kalbim ritim atıyor, portföyün büyük kısmı tl'de çünkü.
sabah 10'da açıp akşam 6'da grafiği kapatınca bir rahatlık geliyor insana. bir zaman sonra şunu fark ettim: kur takip ediyorsun diye kur düşmüyor, sadece kendi baş ağrını dakikaya bölüyorsun. alarm kur, haftada bir bak, hayat öyle daha katlanılır.
-
sabah kalkar kalkmaz telefona sarılıp kura bakmakla başlayan, gün içinde on kere yenilenip hiçbir işlem yapılmadan biten bir döngü bu. kendimden biliyorum, iki yıl boyunca gece yarısı bile kuru kontrol ettim, sonuçta portföydeki hareket takip sıklığımla ters orantılıydı. kur zaten kaç lira olmuş diye bakıyorsan o parayla bir planın yok demektir, gerçek pozisyonu olan adam bakar ve çıkar. takıntıyı bıraktığımda fark ettim ki sadece stresim ve boş ekran sürem azaldı, tasarruf yine aynıydı.
-
sabah kalkar kalkmaz ilk iş kura bakmak, gece yatmadan son bir kez daha kontrol etmek... bir süre sonra fark ettim ki portföyümü değil, kendi kaygımı takip ediyorum. merkez bankası kararı, cds, tahvil faizi derken işin ekonomi tarafı ayrı bir dünya ama ekrana yapışıp dakika başı bakan için o veri sadece stres kaynağı oluyor.
-
sabah gözünü açar açmaz telefona sarılıp kura bakmakla başlıyor, gece yatmadan son kez yokluyorsun. gün içinde yüz kere yeniliyorsun sayfayı, sanki bir kuruş oynayınca portföyün uçacak. sonra fark ediyorsun ki bu takıntı hiçbir şeyi değiştirmiyor, sadece gününü yiyor. ben de bu bataklığa düştüm, kur 30'u geçince panikle eurobond bozup tl'de bekledim, iki hafta sonra kur aynı yerdeydi ama benim kafam kazan gibiydi.