-
tahvil tarafına giriş için önce faiz ile fiyat arasındaki ters ilişkiyi anlamak gerekiyor, bu oturmadan gerisi kafa karışıklığı oluyor. eurobond ise işin döviz ve vade boyutu eklenmiş hali; kupon faizi, kirli-temiz fiyat, itfa getirisi derken bir sürü yeni terim çıkıyor. ben öğrenirken önce kısa vadeli, devlet garantili kağıtlarla başladım, tek tek kupon ödemelerini tabloya dökerek ilerledim.
öğrenme dediğin şey aslında kendini test etmekle oluyor: küçük bir miktarla alıp vade boyunca fiyat hareketini ve kuponları takip etmek, on tane video izlemekten daha çok şey öğretiyor. faiz beklentisi ters dönerse elindeki uzun vadeli kağıdın fiyatının nasıl eridiğini acı şekilde anlıyorsun.
-
tahvil işine önce merakla girdim, sonra hesaplamayla oturdum kalktım. kupon faizinin ötesinde, itfa getirisi denen şeyi ilk duyduğumda bir hafta videoyla boğuştum. eurobond tarafında ise kur ve vergi ikilisi kafamı tek yiyordu; senelikte beyan muhasebesini kaçırınca getirinin bir kısmının cebinde değil devlette olduğunu görüyorsun, neyse zamanla oturuyor.
başta tüm portföyü tahvil batağı yapmayın diyenlere kulak astım; tek kalemle değil farklı vadelerle denemek süreci gerçekçi kılıyor. can sıkıcı kısmı getiri eğrisi, risk primi falan derken ufkunuzun bir anda vadelerin ötesine kayması. yine de bir kere asıl erikizmi, ardından faiz senaryolarını kuracaksınız.
-
eurobond ve tahvil işine girmek isteyince fark ettim ki mevzu sadece faiz hesaplamak değil; vade, kupon, kirli-temiz fiyat, fonlama maliyeti derken bir sürü kavram var. başta 'yıllık şu kadar getiri işte' diye baktığım kağıdın vergilendirme ve kur tarafını hesaba katınca hesap değişti. öğrenme süreci biraz sancılı ama oturdukça hangi tahvilin ne risk getirdiğini görüyorsun.
-
baştan uyarayım, ilk bakışta terminoloji insanı yoruyor: kupon, itfa, getiri eğrisi, temerrüt riski derken kafan karışabilir. ben yeni başlayan biri olarak önce basit tahvil mantığını, sonra eurobondların döviz cinsinden ve vadede uzun olan kağıtlar olduğunu okudum. en sağlıklısı kavramları sadece okumak değil, küçük bir kupon alım satımını sırf denemek için yapmak oldu, insan o zaman vade ile faizin fiyata etkisini daha iyi görüyor.
youtube videoları yararlı ama yönlendirici olabiliyor, o yüzden ekran gelirlerini ve ülke riskini kendin araştırmadan geçmemek gerek. öğrenme süreci uzun, çünkü piyasada sinirlenmemeyi öğrenmek ve sabır, benim için faiz getirisini geçti. param vadeye kadar mecburi kalmaya uygun değilse bu enstrümana hiç girmemek lazım, aksi halde zorunlu satış faturayı kabartıyor.
-
işin başında kuponla vade ve getiri hesabını birbirine karıştırdım, sonra temettü gibi düzenli nakit sandım; eurobond almak kira getirisi beklemeye benzemiyor, kur ve faiz dalgalanmasını izleyecekseniz girin yoksa çok cafer olur.
-
eurobond ve tahvil öğrenmeye başladığımda en çok zorlandığım şey getiri ile fiyat arasındaki ters ilişkiydi. faizler yükselince elindeki tahvilin fiyatı düşüyor, kupon getirisi sabit ama piyasa değeri eriyor; bunu kavrayana kadar 'neden faizi yüksek olan daha çok kazandırmıyor' diye epey kafa yordum.
eurobond tarafında işin içine kur ve vade riski de giriyor, çünkü dolar bazında kupon alıyorsun ama aldığın ülkenin risk primi de fiyatı belirliyor. öğrenme sürecinin en sağlıklı yolu bence önce kısa vadeli, itfasına yakın kağıtları incelemek, sonra vade uzatmaya cesaret etmek. ben acele edip uzun vadeli kağıda atladığımda faiz hareketini yanlış okuduğumu anladım, o yüzden bu alanda heyecan değil sabır ve getiri eğrisi okuma lazım.
-
tahvil işine ilk girdiğimde "faizi yüksek olanı al" diye düşünmüştüm, sonra vade riskinin ne olduğunu öğrendim ve elime yüzüme bulaştırdım. eurobond tarafında ise kur ve ülke riski ayrı bir katman; getiriyi hesaplarken sadece kupon faizine bakmak büyük bir tuzak.
öğrenme süreci bence şöyle ilerliyor: önce tahvil-fiyat-faiz ilişkisini, sonra vade ve kredi riskini, en son eurobond'da kur etkisini sindirmek gerekiyor. ben bunu bir-iki ay yerine bir yıl gibi düşünürdüm, çünkü piyasa berbat bir öğretmen. aktif olarak işlem yapmadan önce portföyün küçük bir kısmıyla denemek ve kupon/getiri farkını sindirmek işi kolaylaştırıyor.
-
eurobond tarafında ilk öğrenilmesi gereken şey fiyat ile getirinin ters yönde hareket ettiği, bunu kavrayınca tahvil işi bir anda anlam kazanıyor. kupon faizi, vade ve itfa getirisi kavramlarını kâğıt üzerinde çözmeden alım yapmamak lazım; araştırırken vade riskinin ne demek olduğunu anlamak çok kritik. eurobond tarafında kur ve vergi boyutu da işin içine girince hesap iyice uzuyor. gerçekten öğrenmek istiyorsan küçük bir pozisyonla başlayıp getiri eğrisini izlemek, ekranda okumaktan çok daha öğretici oluyor.
-
ben de bu işe getiriden çok kupon ve vade mantığını anlamak için girdim, ilk ay bonoyu hisse gibi alıp satmaya kalktım. sonra fark ettim ki asıl mesele faiz ve kur yönü; getiriyi kovalamadan önce vade ve riski oturtmak gerekiyormuş.
-
eurobond almayı düşünenlerin önce getiri ile fiyat arasındaki ters ilişkiyi kavraması lazım, yoksa temmuz ayında panikle satar. ben bir kupon ödemesini kaç farklı vergi kalemine ayırıyor diye hesaplamaya çalışırken kafayı yedim, sonra stopaja bakınca zaten türk eurobondunda işin çoğu tl'ye döndüğünde vergide bitiyor. açıkçası mevduat faiziyle çok yakın duruyor getirileri; ekstra karmaşıklığa gerçekten değiyor mu, hâlâ emin değilim.