-
önce getiri eğrisi ne demek onu okudum, sonra kupon faizi mi bileşik mi karıştırdım. eurobondda dolar bazlı getiri cazip geliyor ama vade ve kur dalgalanmasını görmezden gelince hesap şaşıyor. vadeli mevduattan tahvile geçiş sandığım kadar pratik değil, likidite ve işlem maliyeti hesabı değiştiriyor.
-
önce getiri ile fiyatın ters çalıştığını hazmetmek gerekiyor, sonra kupon ve vade kavramları oturuyor. ben hâlâ kirli fiyat temiz fiyat ayrımını her okuduğumda bir durup düşünüyorum, mevduat alışkanlığından çıkması kolay değil.
-
tahvil fiyatlamasında faiz ters yönde kuralını ezdiniz lise bilgisi olarak veriyorlar da işin türk eurobond getiri/temiz fiyat/KiS farkı vs faslı ise sancılı süreç. ben de ilk denememde temettü mantığı öğrenir gibi işine kolay diye daldım ama eurasia eğitim serileri izlemeden d işlem yapılmayacak taraf olduğunu. uzun vade unutup 45 gün sonra ikinci kupon bekleyenler olgusu yok, boşuna heyecan. kilit:
faiz ters ilişki cds akılda tutmak.
-
eurobond tarafına bulaşmadan önce aldığım faizin ne olduğunu sanıyordum sonra bir hesap açıp ilk kupounu görünce anladım. tahvil getirisi bonoya dönüş fiyatı, valör, itfa tarihi derken başta hiçbir şey anlamadım. yine de excel açıp basit bir vade hesabı yapınca mantık oturmaya başladı; acele etmeyen yatırımcının bu enstrümanda öğreneceği çok şey var.
-
eurobond ve tahvil işine iki yıl önce kredi faizleri düşükken atladım desem yeridir. baştan şunu ayırt et: tahvil alımı bir varlığa ortak olmak değil, bir borç alacaklısı olmak. alıyorsun, duruyorsun ve kuponsuz getirin ta vade sonuna kadar hesaplanıyor. kısa vadeli hazine bonosundan başladım; bir miktar, faiz oranı evden biraz daha iyi verdi ama bayatı gelmedi.
sonra eurobond tarafına kaydım. dolar kazanmıyorsan da kur artışı gelirinin yönünü uçuruyor, mecbur dolar cinsinden faizi hesaplıyorum. anlaması zor değil ama öğrenmesi çabuk oldu: alım fiyatı, getiri bileşik ve vade hesabı tabloyu başka türlü gösteriyor. özet tecrübem; bildiğin ürün hakkında konuş, yoksa getiri tablosu bittiğinde kendini kaybolmuş buluyorsun.
-
getiriden çok faiz, vade ve kupon ilişkisini kavramak zaman alıyor, ekranda görünen tek sayıya kanınca elinde farklı bir borç enstrümanı kaldığını geç fark ediyorsun.
bu tarz ilk alımlarda en temiz anlatım, risksiz sanıp uzun vadeye gitmeyi kesin kâr görmek arasındaki o ince çizgiyi öğrenmek oluyor.
-
önce tahvilin ne olduğunu, faiz ile fiyat arasındaki ters ilişkiyi kavramadan eurobond'a atlamak klasik bir hata, ben de o hatayı yaptım. eurobond'da işin içine kur ve vade farkı girince kupon faizi yüksek görünse de toplam getiri hiç öyle hesaplanmıyor.
-
ismi kulağa havalı geliyor ama işin özü vade ve kupon matematiğini anlamaktan geçiyor, ilk etapta getiri eğrisi diye bir şey olduğunu öğrenince kafam epey karışmıştı. sonradan anladım ki eurobond sabır işi, günlük fiyat oynaması insanı heyecanlandırmıyor bile.
-
tahvil deyince milletin aklına bono mevduat geliyor ama işin içine girince kupon, vade, getiri eğrisi, alım satım marjı giriyor ve kafalar karışıyor. ben de ilk eurobond aldığımda sadece kupona baktım, temiz kirli fiyat ayrımını sonradan öğrendim, biraz da tecrübe parası ödedim. sakin sakin okuyup bankanın alım satım farkını hesaplamak lazım. aceleye gelince spread yüzünden ilk günden zararda başlıyorsun.
-
vadeye kadar getiri hesaplamayı öğrenmek başlangıçta kafa yakıyor ama öğrendikten sonra ekran karşısında daha az terliyorsun. tahvil faizinin yönü ile eurobond fiyatının ters hareket ettiğini kavrayınca birçok şey oturuyor, gerisi mukavemet.