-
tahvil dünyasına girerken öğrenilen en temel şey, kupon ve vade ile oluşan fiyat hassasiyeti. kuşak ve getiri ile fiyat ters yönde hareket ediyor: getiri düşerse elindeki eski vadeli tahvil fiyat kazanıyor, çıkar. odaklanılacak imza: itfa getirisi ve süre, yani faizde e ile ilgili hassasiyetin ölçüsü. eurobond tarafında ülke riski ve dolar zenginleşmesi getiri gölgesinde dikkate alınması gereken diğer unsurlar.
ilk dönemlerde sadece 'getirisine' bakarak koşturup bonoyu aldım, vadeyi uzun tutup oranlar gerilediğinde portföyün fiyatlanmasının tetiklediği sancıları yaşadım. sonradan öğrendim ki eski uzun vadeli, likit bir küçük miktarla ölçek küçükse nefes almak kolay. eurobond kısmıyla döviz girişini doğal bir şekilde vadeye yayıp denge sağlamayı öğrendim, tabii acı sürecin ardından sadece sözlü bilgi değil deneyim gerektirdi.
-
iki haftadır eurobond çalışıyorum, kupon getirisi mi yoksa vadeye kadar getiri mi diye bakarken kafam allak bullak oldu.
bu tarz enstrümanlarda vergi ve stopaj kısmı da işin içine girince mevduattan kaçıp faiz hesabı öğrenmeye çalışan biri olarak kayboldum diyebilirim; şu an tek netleşen şey, risksizmiş gibi konuşulan bu ürünlerin kur oynayınca hiç de risksiz durmadığı.
-
başta tahvil, bono, eurobond, eurobond getirisi hepsi aynı şey sanıyordum, sonra öğrendim ki
eurobond dolar bazlı uzun vadeli kağıt ve kur riskini de taşıyorsun. faiz düşerken fiyatı artıyor faiz çıkarken düşüyor, vadeye kadar elde tutmazsan bu oynaklığı yiyorsun, öğrenmek başta göz korkutucu ama zamanla oturuyor.
-
önce bononun fiyatla getirisinin ters yönlü hareketini sindirmek gerekiyor, getiriyi yüksek görüp kupona atlamak yerine vadeyi ve kur riskini düşünmek gerektiğini iki üç işlem sonunda acı biçimde öğrendim.
-
ilk bakışta getirisi yüksek görünen, iş detaya inince faiz riski falan çıkan araçlardır, tabiri caizse bir haftada öğrenirsin ama fiyatlarsın o hakikati.
getiri eğrisi nedir, kesintiler neymiş, vergisi nasıl hesaplanıyormuş derken baya ayrı bir dünyaya giriyorsun, kısaca bes gibi sabır turu.
-
portföyü hisse dışında bir varlıkla çeşitlendirme hevesiyle eurobond tarafına düşenler için garip bir öğrenme eğrisi var; kupür ödemesi, getiri eğrisi ve fon çeşitleri arasında kaybolup kaldığım ilk üç ay epey kafa karıştırıcıydı. vadesine kadar tutunca risksiz görünüyor ama lira enflasyonuna karşı reel getirisini dolar bazında değerlendirmek gerektiğini anca portföy tablosuna bakınca anlıyor insan.
-
kupon, vade ve getiri eğrisi kavramlarını oturtana kadar epey kafa yedim, ilk başta eurobond'u sadece dolar faizi sanıyordum. işin özü vade uzadıkça riskin arttığını ve ikincil piyasada fiyatın faize ters hareket ettiğini sindirmekte bitiyor.
-
bu işe ilk girdiğimde tahvilin sadece devletin borç laneti olduğunu sanıyordum, meğer vade ve getiri hesabı diye bir şey varmış.
eurobond tarafına geçince anladım ki olay kupon ve itfa tarihini takip etmekten ibaret, gerisi sabır.
-
getiri eğrisi, kupon, itfa derken bir anda kendimi kredi riski hesaplarken buldum, meğer borsadaki tavan taban heyecanı bunun yanında çok basit kalıyormuş. bu tarz enstrümanlar sabır işi, acele eden faiz düştüğünde elinde patlamış bondlarla kalıyor.
-
eurobond işine girene kadar 'yüzde 7 kupon ne ya' diyordum, meğer iki günde aldığım temiz fiyatla satışta gömüldüğüm kuru fark bambaşka bir hikayeymiş. tahvil faizinin tersine döndüğünü acı tecrübeyle öğrenince anladım ki bu iş kitaptan değil ekran başında kaça alıp kaça sattığını izleyerek öğreniliyor.