• bugün (96)
  1. önce faiz dedik, vade dedik anladım sanırım derken işin içine kupon ve getiri siteye iki ayrı kavram girince beynim durdu. eurobond dediğin şey sonuçta devlet ya da şirketin borcu, yani onlara borç verip belirli bir faizle geri alıyorsun. kulağa pamuk gibi geliyor ama kur farkı olayı bütün hesabı değiştiriyor, o kısmı yeniden hesaba kitaba döktüm.

    benim öğrenme yöntemim küçük miktarla fiilen 200 dolarlık bir kağıt alıp süreci takip etmek oldu. okumakla anlaşılmıyor, vadesiz sallanan bir hesap iki ayda kafada oturuyor. borsada milyonluk pozisyon açan adamları izleyip durmayın, kendi paranızla test edin bu daha öğretici.
  2. başta hele bu tahvillerde kupona bir deli gibi bakmak yaygın ama işin getirisini netleştiren şey vadeye kalan süre ve satın alma fiyatı. forumdan öğrenmeye çalışmak yerine öde vade sabrı ve bileşik getiri muhabbetini oturtunca, ilk kez eurobond seçimimin bir hükümet yıkılırsa nasıl değişeceğini de hesapladım.
  3. ilk hafta kupon, vade, kirli fiyat gibi kavramların içinde kayboldum; sözlükteki eski entryler ve birkaç youtube videosu olmasa temettü mantığıyla eurobondu karıştırıp dururdum.

    faiz düşerken tahvil fiyatı neden artıyor sorusunu kavramak epey zaman aldı ama anladığımda borçlanma araçlarına bakışım gerçekten değişti.
  4. eurobond tarafına ilk girdiğimde getiri ile fiyatın ters çalıştığını sindirmek zaman aldı. tahvil alıp kupon toplamak, mevduata benzemiyormuş, faiz hareketiyle fiyat ciddi oynuyor. döviz cinsi getiri bazen kur artışının altında kalıyor, bunu ancak hesap defterine bakınca gördüm. süreç bana sabır ve vade uyumunu öğretti.
  5. ilk günlerde tek anladığım şey kuponsuz (zero coupon) ve kuponlu tahvilin farkıydı, geri kalanı için temel kavramlara bakmam gerekti. sonra getiri eğrisi, vade ve fetch (itfa) kavramlarını kavrayınca tablo netleşti: eurobondda döviz cinsindeki nakit akışı ve vergi tarafı (stopaj) hesabı değiştirdiği için mutlaka stopaj paketini incelemek gerekiyor. ben önce 1-2 yıl vadeli kağıtlarla deneme yapıp ardından portföyün küçük bir kısmında uzun vade denemeye başladım. faiz oranları düşerken tahvil fiyatının yükseldiğini görünce olay gerçekten oturuyor. aceleye gelmiyor, sağlam bir excel tablosu işi kolaylaştırıyor.
  6. tahvil deyip geçiyordum ama işin içine eurobond girince coupon, vade, getiri eğrisi, iflas riski derken bir derya çıktı. önce bonoya mevduatın alternatifi olarak baktım, sonra fark ettim ki sabit faiz beklentisi olan yatırımcı için düşen enflasyonda cazip, ama kur artışını her zaman yansıtmayabilir.

    öğrenme sürecinde en çok kafa yorduğum konu: eurobond'u vadeye kadar tutarsanız itfa değerini alırsınız, arada satmak isterseniz ikincil piyasada fiyat oynaklığı sizi dehşete düşürebilir. yani algıdaki 'güvenli liman' bazen suya düşebiliyor. birkaç alım denemesinden sonra anladım ki bu enstrüman getirisinden önce vadenin durustlüğünü sevmiş.
  7. eurobond ve tahvil öğrenmeye başlayan herkesin ilk şoku şu oluyor: getiri denilen şey aslında fiyata bağlı olarak değişen bir şey, sabit maaş gibi değil. önce clean price, dirty price, kupon, vade, iskontolu satış gibi kavramların birbirine karışması normal; ben dahil çoğu kişi ilk haftalarda kendi karışıklığına sinirleniyor. tahvilde cari getiri, vadeye kadar getiri ayrımı oturana kadar çokça excel açıp formül deniyor insan.

    eurobond tarafı apayrı bir derya: burada isin kodu, ihraççı ülke, itfa tarihi ve kupon sıklığı giriyor devreye. ben öğrenirken en çok şu işe yaradı: hayali veya çok küçük bir emirle izlemek, acele etmemek. forumda kim ne yazarsa yazsın, sonuçta eline hesap makinesini alıp kendi basit getirini hesaplamaya başladığın gün " bu iş olmuş" demektir. aceleyle portföyün büyük kısmını buraya gömmek değil, süreç.
  8. faiz, vade, kupon, kirli fiyat derken ilk başlarda sürekli kafa karıştıran bir alan, hesaplar cetveller yetmiyor gibi geliyor.

    ben hâlâ öğrenirken bir bonoyu kupon tarihinden hemen önce almanın ne demek olduğunu fena halde tecrübe ettim, meğer birikmiş faizi üstüne ödüyormuşsun, ogrendigimde biraz bozuldum.
  9. bu işe girince ilk anladığım şey tahvilin, eurobond'un kupon ve vade hesabıyla aslında bir borçlanma sözleşmesi olduğu. eurobond alırken dolar cinsinden düşünmek gerekiyor çünkü kur oynaklığı getiriyi ciddi etkiliyor.

    ilk başlarda öğrenme süreci tahvil faizi, kupon oranı, vade değeri gibi terimlerle boğuşmakla geçiyor. ben not alarak, birkaç küçük pozisyonla pratik yaparak öğrendim. tavsiye değil ama yeni başlayan için temiz küçük adımlar, sonra portföyün vadesine ve para cinsine göre dağıtmak mantıklı.
  10. bonoyla mevduat arasında sıkışıp kalınca 'bari tahvil öğreneyim' dedim, sonra anladım ki bu iş göründüğünden çok katmanlı. kupon, vade, getiri eğrisi, kirli-temiz fiyat derken bir sürü yeni kavram çıkıyor; eurobond tarafında ise işin içine döviz kuru, ülke risk primi ve vergi giriyor. ilk başta sadece 'faizi yüksek olanı al' diye bakıyordum, sonra vade uzadıkça faiz riskinin de büyüdüğünü fark ettim.

    bence öğrenmenin en sağlıklı yolu önce kısa vadeli, basit yapıları anlamak; getiri ile fiyat ters çalışır mantığını oturtmadan eurobond'a atlamak sadece kumar oluyor. ben hâlâ öğrenme modundayım, küçük kademelerle deneyip notlar alıyorum. acele edince değil, sindire sindire ilerleyince oturuyor bu iş.