-
ilk maaşımla tanımadığım bir şirketin tekstil hissesine dalmıştım çünkü forumda 'kaçx yaptı' muhabbeti dönüyordu, üç ay sonra zararı sindirmek için satmak zorunda kaldım. o gün öğrendiğim ders hâlâ aklımda: tanımadığın hikâye, senin hikâyen değildir, önce ne aldığını öğren.
-
ilk maaşın tamamıyla heyecanla bir hisseye girmek, sonra iki hafta içinde panik satışı yapmak... sonradan öğrendim ki portföyün yarısını tek kağıda koymak hataydı, acı tecrübe.
-
ilk maaş insana bir özgüven geliyor, sanki piyasayı çözmüşsün gibi. sonra o parayla en popüler hisseye ya da arkadaşın övdüğü coine dalıyorsun. ben de yaptım: maaşın yarısını 'kesin gider' dediğim bir pozisyona koydum, iki hafta sonra kaldıraçlı işlemden farkı kalmadığını anladım.
acı tecrübe şu: ilk maaşın işi zengin etmek değil, seni piyasayla tanıştırmak. şimdi olsa önce küçük bir acil durum fonu, sonra düzenli alım yapardım. acemi hevesiyle portföyün tamdıbını tek sepete doldurmak, tecrübe bedelini peşin ödemek gibi oluyor.
-
ilk maaşın tamdıbını tek bir hisseye ya da popüler bir kripto paraya gömmek en klasik hata; maaşı aldığın gün 'artık yatırımcıyım' heyecanıyla alım yapıp iki hafta sonra eksi bakiyeyle oturuyorsun. acil durum fonu ayrılmadan yatırıma girilmez, bu kuralı acı bir tecrübeyle öğrendim. ilk yılın hedefi kâr değil, düzenli alım alışkanlığı ve portföy çeşitliliği olmalı.
-
ilk maaş herkesin kafasında bir dağ gibi büyüyen bir konu, ben de o dönem gerçekten körlemesine girdim. her yerde okuyup ozendiklerimin çoğu aslında sponsorluk yüzünden tavsiye edilen şirketlerdi, halka arzlara daldım, hepsi birden önce bir düşeyim de alayım hevesine kapıldım. sonuç olarak portföyün yarısı batan bir tutarla, birikimim çıldırasıya kumar hesabı gibi savruldu.
o dönem yapmadığım en büyük şey, parayı sermaye piyasasına koymadan önce kendime acil durum fonu ayırmaktı. bir deprem ya da iş değişikliği olsa bir cebim boştu ve portföye dokunmam gerekiyordu, tam da fiyatların en kötü olduğu günlerde. şimdiki önerim maaşının sısat görülen büyüklüğüne aldanmadan küçük parçalarla, endeks fonu gibi daha sade enstrümanlarla başlaması, altın ve dövizle portföyün çeşitlendirilmesi.
-
ilk maaşı alınca kendimi finans dehası sanmıştım, 'artık yatırımcıyım' moduna girip maaşın yarısını doğrudan bir hisseye bastım sonra da çıktığı yerde satmayı bekledim. tabi o hisse düştü, diğer ay yine düştü, ben de sinirle satıp 'borsa zaten kumardır' deyip bıraktım; halbuki yaptığım şey yatırım değil, duygu yönetimi eksikliğiydi.
şimdi geriye dönüp bakınca keşke önce küçük miktarla, çeşitlendirerek ve düzenli alım yaparak başlasaydım diyorum. ilk maaşın en büyük riski parayı kaybetmek değil, az kaybedip tüm yatırım fikrine küsmek galiba; bu acı tecrübeyi yaşayan çoğu kişi bir daha borsaya bakmıyor bile.
-
ilk maaşta göz kararı btc aldım, sonraki düşüşte panikle sattım ve sadece işlem ücretini zarar ettim; ders olsun diye artık önce sakin ve uzun vadeli fon alıyorum. acemilik dönemiyle ilgili en büyük fark ettiğim sorun tektir; çeşitlendirmeyi amaç değil, kaybı kısıtlayan bir araç görmezsen para kazanmıyorsun.
-
ilk maaş, insanın kendisini warren buffett zannetme evresidir. ben de öyleydim; maaş yattığı ikinci gün gidip 'kesin uçar' diye aldığım birkaç hisse, ekran açık kaldığı sürece eksi yazdı. kaldıraç diye bir şey var, onu ilk maaşta değil, hesap sıfırlanınca öğreniyorum.
başta temettü takvimi, temel rasyo gibi şeyler göz ardı ediliyor; sonra üç aylık bilanço açıklanınca dünya başa yıkılıyor. ilk maaştan bir miktarı kenara atmak en klasiği ama bunu yapmayıp sonradan pişman olan bir sürü insan tanıyorum. portföy dağıtmak kulağa sıkıcı geliyor, ama sıkıcı olan genelde hayatta da kalan oluyor.
-
ilk maaş insana özgüven getiriyor, o özgüven de her gördüğü yükselen grafiğe dalası geliyor insanın. benim klasik hatam sosyal medyada üç günde ikiye katlayan bir hisseyi araştırmadan, sırf herkes konuşuyor diye az bir parayla girmekti; tabii ki trend bitmişti. bir de hızlı köşeyi dönme hevesiyle kaldıraca bulaşma tecrübem var ki onu hiç açmayalım. zaten maaşın yarısı kiradaysa yatırım da hobi oluyor, o yaşta önce borç kapatmayı öğrenmek gerekiyormuş meğer.
-
ilk maaşımın yarısını duyduğum bir hisseye koymuştum, iki haftada yüzde otuz düştü. o zaman 'uzun vade' kelimesinin ne demek olduğunu bilmiyordum. şimdi olsa önce acil durum fonu ayırır, kalanını endeks fonuna yayardım.
bu tarz tecrübeler insanı öğretiyor ama bedeli biraz tuzlu oluyor.