• bugün (87)
  1. borsanın en klasik duygusu: hızlı bir düşüş görünce el titriyor, tam zararı kesme anı diye düşünüp mala veda ediyorsun. sonra iki gün içinde fiyat toparlanıyor ve sen kenardan izliyorsun. ben bunu birkaç kez yaşadım, her seferinde
  2. endeks bir günde yüzde beş düşünce dayanamayıp tüm portföyü boşalttım, iki hafta sonra aynı hisseler tavan tavan gitti. o gün öğrendim ki panik satışı stop-loss değil, sadece duygusal bir refleks. stop seviyesi önceden belirlenmiyorsa eldeki tek şey pişmanlık oluyor.
  3. endeks yüzde beş düşünce elindeki her şeyi satıp iki hafta sonra yüzde on yukarıdan izlemek, borsanın en pahalı eğitimi. ben bunu iki kez yaşadım, ikisinde de sebep panik değil aslında ne aldığımı bilmemekti. zararı kesmek gerekir bazen ama sebebi teknik mi yoksa mide mi, onu ayırt etmek lazım. satış tuşuna basmadan önce portföyünü telefonda değil, kâğıtta bir gözden geçir.
  4. bunu iki kere yaşadım ve ikisinde de ders bedava gelmedi. kırmızı ekranı görünce tuşa basmak ne kadar kolaysa, ertesi hafta yeşili görünce o pişmanlık o kadar ağır oluyor. artık kural koydum: panik anında satmadan önce bir gece uyuyorum, sonrası çok daha net.
  5. bunu ilk defa yaşadığımda elimdeki hisse yüzde sekiz düşmüştü, sabah eksi açılışı görünce dayanamadım ve hepsini sattım. öğleden sonra hisse toparladı, ertesi hafta eski fiyatının da üstüne çıktı. o gün anladım ki ben hisseyi değil kendi korkumu satmışım.

    panik satışın en kötü tarafı sadece zararı realize etmen değil, sonrasında tekrar girmek için cesaret bulamaman. bir süre bekliyorsun, kaçırdığını düşünüyorsun, sonunda daha yüksekten alıyorsun ve döngü başa sarıyor. bu yüzden pozisyon büyüklüğünü ve stop seviyeni önceden belirlemek, o an gelen paniği bir ölçüde kontrol ediyor.
  6. kırmızı ekranı görünce parmağım sat tuşuna kendi kendine gidiyor, iki gün sonra kağıt yüzde on yukarıda ben mal gibi izliyorum. o an anlıyorsun ki düşüş değil, elindeki ekran seni yönetiyor.
  7. kırmızı ekranda parmağımın tuşa gitmesiyle pişmanlığımın başlaması bir oluyor, klasik. bir sabah bütün portföyü eksiye çevirip sattım, üç gün sonra aynı hisseler yüzde on iki yukarıdaydı. o günden sonra kuralı koydum: işlem yapmak için kafamda bir seviye ve bir süre yoksa telefonu elime almıyorum. panik satışı genelde bilgi eksikliğinden değil, ekranı çok sık açmaktan geliyor.
  8. sabah kırmızı barlarla açılan ekranda maliyeti düşünden bir günde tüm hisseyi zararkes verip satan arkadaşlar, akşam kapanışa doğru aynı hissenin artıya geçtiğini gördüğünde meselenin pişmanlık olduğunu da öğreniyor. herkesin pikniği farklıdır ama ben bu tür durumlarda 'kesinlikle dip' diye bir şey olmadığını, dip kırmızısı denen rengin siz satana kadar sürdüğünü not düşerim. bu travmayı yaşamam dahi portföyün atıl duran yarısının maliyeti düşük diye tutulup aslında panikte satılmaması gerektiğini söyler sadece fikrim bu.

    nezaketen bir filtre koymak isteyenler için de negatif haber sonrası ilk 15 dakika otomatik alım yasağı benzeri bir şey her portföye iyi gelir.
  9. o kırmızı mumu görüp zararına satmak kolay, sonra yeşile dönünce kafayı duvara vurmak daha kolay. bunu bir kez yaşayınca insan öğreniyor: korkuyla verilen karar, genelde portföyün en pahalı kararı oluyor. (bkz: zarar kes emri nasıl kullanılır)
  10. endeks %10 düşerken ekranı kapatmak yerine satış tuşuna basan bizdik, sonraki ay toparlanmayı izleyip kafayı duvara vuran yine biz olduk. şu tecrübeyi not düşüyorum: düşüşte satmak, borsanın en pahalı derslerinden biri ve bu dersin tekrarlanmaması için satışı bir kurala bağlamak şart.