• bugün (87)
  1. kırmızı mumları üst üste görünce dayanamayıp zararına çıktım, ertesi hafta pozisyon yeşile döndü. klasik.

    stopajını da ödedim, hem paranı hem itibarını kaybettin denilebilir. plan yoksa grafik seni yönetiyor, bunu o gün öğrendim.
  2. korona krizinin ilk günlerinde panikleyip portföyün yarısını boşalttım, satış yaptığım tabanın üzerine üç ay içinde yüzde 40 geldi. o günden beri ders aldım, artık düşüş başlayınca elimdeki pozisyonu gözden geçirip maliyetime bakıyorum, otomatik satış koymuyorum. hatta pişmanlığı geçtim, şimdi o sabırsızlığı hatırlatması için o hesap ekstresini saklıyorum. yatırımda en büyük düşman kişinin kendi korkusu oluyor, bunu o dönem acı bir şekilde öğrendim.
  3. her yatırımcının bir kere yaşadığı, ama bir kere yaşayınca ders olması gereken durum. endeks yüzde beş düşer, haberler karamsarlaşır, sen de 'daha kötü olmadan çıkayım' dersin; satış gelir, sonra iki hafta içinde fiyat geri yukarı gider ve sen malı sattığın yerde alamazsın. sepetin maliyeti artık eskisinden daha yüksek.

    buradaki hata piyasayı okumak değil, kendi duygularını piyasayla karıştırmak. satmadan önce 'neden aldım' sorusuna cevap veremiyorsan zaten o pozisyon yatırım değil bahisten ibaret. ben genelde bir plan yazıp kenara yapıştırıyorum; panik dalgası geldiğinde grafiğe değil o plana bakıyorum. %100 işe yaradı mı, hayır, ama en azından bazı panik satışlarını engelledi.
  4. tanıdık geldi değil mi? ekran kırmızıya dönüyor, twitter'da 'dibi gördü' başlıkları dolaşıyor, aman telefondan bakınca bir ter basıyor kendini 'hamle yapmalım' dürtüsünden alıkoyamıyor insan. sattıktan iki gün sonra endeks toparlıyor, aldığın hisse fersah fersah yukarı gidiyor, sen telefonu duvara vurma seansına katılıyorsun.

    bunun panzehiri mizaç okuması: oynaklığı dayanabildiğin kadar hissede durmak, telaşlı günlerde alım için hesap hareketini önceden kısıtlamak hatta ortada okurken 'ben bu satırları zaten hisse senedinin ani çöküp toparlanmaya mustatil annmda biriyim, bu vakadan değil' deyip şapkayı ön eğmek yeğdir diyor hatıralar farbatı içinde serpilirken uyandım lan.
  5. portföyümün yarısını bir sabah kırmızı ekranda görünce hepsini satan bendim, öğleden sonra aynı kağıtlar yeşile döndü. klasik yatırımcı refleksi: en kötü anda en dibinden satıp trendi tepeden kaçırmak. sonra oturup fark ettim ki ben karar değil korku yönetmiştim. bu tarz acı tecrübeler insana bir şey öğretiyor: panik yapmadan önce planı ve stop'u gözden geçirmek. ama ders her zaman ilk seferde alınmıyor, bunu da belirtmek lazım.
  6. bir sabah endeks kırmızıyken dayanamayıp hepsini sattım, öğleden sonra toparladı. o gün öğrendim ki panik satışı, alırken yaptığım hatanın cezasını ikiye katlıyor. stop koymadan girmek de, stop koyup panikleyip ihlal etmek de aynı sona çıkıyor ne yazık ki.