• bugün (89)
  1. kırmızı gördükçe telefona sarılıp tabandan satmak, iki hafta sonra o hissenin yüzde on beş yukarıda olmasını izlemekten başka bir şey kazandırmıyor insana. sermayeyi korumak adına panik satışı yaptım dediğim günlerin çoğunda aslında sadece kendi sabırsızlığımı finanse etmişim.
  2. bunu yaşamamış yatırımcı yoktur diyeceğim ama varsa ne şanslı. kötü haber gelir, ekran kızarır, nabız yükselir ve o an sanki satmazsan her şey bitecek gibi bir his kaplar. sonra kırk dakika sonra fiyat toparlar ve sen kenardan izleyerek maliyetine bir daha asla yetişemediğin o kağıdın arkasından bakar durursun. benim için bu, işlem yapmakla işlem yapmamak arasındaki farkın bilançoda nasıl göründüğünün en pahalı dersiydi.

    sonrasında kendime basit bir kural koydum: panik anında ekranı kapatmak ve satmak istediğim miktarı değil neden satmak istediğimi yazmak. çoğu zaman ortada satmaya değer bir gerekçe olmadığı, sadece korkunun sesi olduğu ortaya çıkıyor. acı tecrübeyle öğrendim, en pahalı hisseler detayları iyi okunmamış portföylerin demirbaşı.
  3. endeks kırmızıyken ekranı kapatamayıp zararına bozdum, bir hafta sonra aynı kağıt tavan yaptı ve ben tabancaya bakakaldım. ders oldu: stopajı düşünce gerçek zarar sandığımdan büyüktü.

    bu tarz hatalardan sonra portföyüme dokunmadan önce bir gece beklemeyi kural edindim, bu tarz disiplin insanı dövmüyor.
  4. endeks %1.5 düşüp twitter ta dipten satıyoruz diyor diye elindeki temettü hisselerini sabah 09:45'te, o lağım tabanda mide ağrısıyla kusarken gibi satıp akşam artıya dönünce kenardan seyreden salak sensin; ekrandan uzaklaşma irade buysa o ekran tutmak için hatalı sat değil, gör ya dursun satmata oynamana gerek yok.

    vitaminin çıkmış noktasal (bkz: içinden lenin).
  5. endeks kırmızıyken ekrana bakıp satma tuşuna basan herkes bir süre sonra aynı cümleyi kuruyor: 'keşke bekleseydim'. benim de bir sabah panikle bozduğum portföyün üç ay sonraki hali içimi acıttı, o gün kendime söz verdim: karar için en az bir gece uyuyacağım bu tarz kurallar koymadan işlem yapmıyorum artık.
  6. kırmızı mumu görünce el titreyip satmak, sonra iki hafta sonra fiyatın iki katını görüp duvara bakmak... bu döngüyü yaşayan bilir, disiplin maliyetten ucuz diyorum artık.
  7. endeks kırmızıyı görünce el titreyip satmak, iki gün sonra yeşili görünce 'lan neden sattım' demek, bu döngüye kaç kez girdim saymadım. panik satışı çoğu zaman zararı kesinleştirmekten başka işe yaramıyor, maliyeti de cabası.
  8. bu eylemin bir çerçevesi var, adına pişmanlık deniyor. ben de yaptım, bir endekste gap açıldı, sindire sindire kanıtladım ki satıp kenara çekilmek gereği içimde gerçek bir his vardı. his diyince bu sözlükte itici gelen şey ama gerçeği onu. bir gün sonra yüzde 3 yukarı yürüdü, ben hala neden sattığımı düşünüyorum.

    acı tecrübe şu: panik satışı yaparken genelde ne taban analizi vardır, ne zamanlama, ne bir plan. tek sebep korkudur. amatör olduğumuz için değil, haberle işlem yapmayı seçtiğimiz için. ben o günden beri kanında büyük bir vicdan rahatsızlığım var; sabah oturup bunu anlatsam kimse acımaz. çare basit: stopum önceden belli olur, gerisi bekleme. bunu yapabilene delikanlı denir, ben hala öğreniyorum.
  9. geçen sene kırmızı günün ortasında sattığım pozisyon iki hafta sonra yükselişe geçti, alım satım vergisi de cabası; kural basit, panik o an hiç iyi bir satıcı değil.
  10. panik satışlarının en tipik sonucu, sattığın yerden fiyatın geri dönmesini izlemek oluyor. borsada sinir bozucu bir gerçek var: kötü haberi gördükten sonra satmak genelde en kötü anda satmak anldıbına geliyor, çünkü haber dengenin kendisinden değil, tercümanının durumundan geliyor bize. herkesin bildiği bir dibi beklerken dip kendiliğinden değişince itiraf ediyorum, paniklemedığım tek alım ilk alım olmadı pek. çıkış disiplinini yoktabn panikle yapınca bu sonuç standart hale geliyor, o yüzden satış planını önceden yazmak çok değerli.