• bugün (97)
  1. kimse net bir rakam veremiyor çünkü cevap enflasyonda ve yaşam tarzında saklı. benim kaba yöntemim aylık gideri 25 ile çarpmak, yani enflasyon hariç bir brüt ihtiyaç kalemi belirleyip onu reel getiri varsayımıyla bölmek. yüzde 3-4 reel çekim oranı üzerinden düşününce portföyün büyüklüğü giderin 25 katı civarında olmalı. bireysel emeklilik ve temettü tarafını da es geçmemek lazım; tek başına mevduat faiziyle yaşayanlar enflasyon sürprizinde zorlanıyor.
  2. emeklilik hesabında o meşhur 'şu kadar birikimle rahat yaşarsın' cümleleri genelde enflasyonu ve sağlık masraflarını hesaba pek katmıyor, benim şahsi hesabım aylık gideri üç aşağı beş yukarı biliyor olmakla başlar. sonra eksik olan kısmı, mevcut reel getiriyle birlikte düşününce çıkan sayı çoğu zaman sanılandan daha büyük oluyor; yaşam beklentisi ile faiz oranı aynı denkleme girdiği an tablo değişiyor. işin en kötü tarafı bu sayı statik değil, her yıl enflasyonla birlikte koşuyorsun.
  3. tek bir rakam vermek en kolay ama en yanlış iş; harcama alışkanlığı, sağlık beklentisi ve enflasyon beklentisine göre değişiyor. bu tarz hesaplarda 'şu kadar birikim' demek yerine kendi yıllık giderini tahmin edip onu bir katsayıyla çarpmak daha dürüst bir sonuç veriyor.
  4. bu sorunun tek doğru cevabı yok, aylık giderin ve enflasyon beklentisi herkesi farklı yere oturtuyor; ben kendi defterimde yıllık giderin 20-25 katını hedef alıyorum. tek kalemde 'şu kadar' diyen tablolara pek güvenmiyorum, emeklilikte asıl değişken ömrün uzunluğu ve sağlık masrafı bu tarz detaylar.
  5. çevremde bu soruya tek rakamla cevap verenlere hep şüpheyle yaklaşmışımdır. abim emekli olduğunda fatura sınırlarının beklenenin altında olduğunu, ancak sağlık harcamalarının öngördüğümüz rakamın üzerinde kargo edilebiline yakıcı bir planlama çağrısıdır. aylık 30-40 bin aralığı yuvarlak hesap, bugün benim gözümde 'ortalama rahat' bir emeklilik için minimum şart, elbette yaşam standardına, ev kirasına ve torun sayısına göre görüşürüz.

    (bkz: emeklilik planlaması)
  6. bu sorunun net cevabı yok ama tek sağlam çıpası gıda enflasyonunu hesaba katmak. bugün rahat yaşadığın aylık gideri emeklilikgününe taşıyıp enflasyonla çarpmadan hesap yapan herkes yanılır. bir de evlilik, çocuk gibi ağır gider kalemlerinin düşeceğini var sayarsan daha spesifik bir rakam çıkıyor. kendi tablom: mevcut giderin yaklaşık 1,5 katı gerçekçi, altında kalırsan konforlu değil sade bir emeklilik olur.
  7. bu sorunun cevabı gider kalemine bakmadan verilemez ama insanlar hep tek bir sayı arıyor. aylık harcamanın 20-25 katı gibi kaba bir çarpan var, 4 kuralı gibi çalışmalar da dolaşıyor; enflasyonun olduğu yerde bunları nominal sanmak ayrı bir tuzak.

    kendi tecrübemde önemli olan, portföyün ne kadar dalgalandığında senin panikleyip satmayacağın. 10 milyon da yetmez, kenarda risksiz duran üç yıllık gideri olan birine 3 milyon da yeter. çekilme oranı hesabı yaparken yıllık %40 enflasyonu, temettü verimini ve vergiyi aynı tabloya koymayan hesaplar oyuncak.
  8. bu sorunun tek doğru cevabı yok, ama 'yeterli' kelimesinin altını çizmek lazım. harcama alışkanlığın, yaşam standardın ve enflasyon varsayımın değiştikçe rakam da değişiyor. kabaca bir yerden başlamak için bugünkü giderinin yıllık topldıbını 25 ile çarpmak klasik bir yaklaşım; ama türkiye gerçekliğinde enflasyon tahminini ne kadar gerçekçi yaparsan plan o kadar ayakta kalır.

    bence asıl mesele toplam rakam değil, gelir akışı. portföyü tek kalemden temettü ve düzenli getiriye yaymak, mesela bu tarz bir yapı kurmak, kenarda tek seferde biriken parayı tutmaktan daha huzurlu. acı tecrübem: insan kendine fazla güvenip rakamı düşük tutabiliyor; sağlık giderlerini işin içine katınca hesap şaşıyor.
  9. emeklilikte yeterli parayı sabit bir rakam sanmak bence en klişe hata; aslında mesele bir akış yaratabilmek. elinde büyük bir bakiye tutup aylık hiçbir getiri üretmeden yer durumu, bir süre sonra enflasyon karşısında eriyor. ben o yüzden serveti değil, aylık üretilen reel geliri baz alıyorum. sağlık gideri, bakım ve beklenmedik harcamalar işin içine girdiğinde alt sınır bir anda yukarıda kendi kendine beliriyor.

    sonucun özeti şudur: yeterli para, beklenmedik bir yıla rağmen yaşamayı bozmayan paradır. bunu yaşayarak öğrendiğini iddia edecek kadar uzun değilim elbette ama plan yapan dostların hepsi naif hesaplamalarda hayal kırıklığına uğruyor.
  10. bu soruya kimse kesin cevap veremez aslında, çünkü harcama alışkanlığın ne kadar ise o kadar yetiyor. günlük basit bir hesapla son ayırışının enflasyonla ne kadar eridiğini hesaplamak lazım. sağlık harcamaları hariç tutularak yapılan birikimde 20 kat kuralı çoğu yerde örnek gösterilir ama ironik şekilde asgari ücrete yakın bir emekli için bile bu hesap çarpanı fark ediyor.

    benim kişisel görüşüm, hedefi net bir sayıya kilitlemek yerine sabit getirisiz harcanabilir rezerv bırakmak. ne kadar para yetmediği o kadar erken birikim yapıp bileşik faizle konuşmak daha kıymetli, çünkü bu iş aslında kaç yıl biriktiğinle ilgili. harcama dilini bulan çoğu ailede emekli maaşı için ilave bir çeyrek dönem hesabı iyi iş görüyor.