-
ilk maasin heyecaniyla butun parayi tek bir hisseye ya da kaldiracli bir pozisyona yatirmak neredeyse bir klasik. ben de ilk maasimin buyuk kismini tek bir sirkette tutmustum cunku sirketi cok seviyordum, sevmek ne yazik ki fiyat getirmiyor. o donem ogrendigim tek sey cesitlendirmenin onemli oldugu degil, oldugu. o yuzden ilk maasla taniyip ogrenmek adina kenarda kalacak para birakmak en iyisi. (bkz:
cesitlendirme nedir)
-
ilk maaşımı duyguyla karışık bir kripto coine basmıştım; üç ay sonra o çanta şimdi bana hatıra olarak kaldı. bilmediğim şeye para yatırmak için maaş değil, torba gerekliymiş.
-
ilk maaşı alınca kendini warren buffett sanıp üç gün içinde bir hisseye tüm parayı gömmek... sonra o kağıdın iki ay boyunca yerinde saydığını izlemek insanı olgunlaştırıyor. naçizane tecrübe: ilk maaş, yatırım değil acil durum fonu için harcanmalı.
-
ilk maaşımla 'mobilet' kazandırıyoruz diye kaldıraçlı varant işlemine girmiştim, iki hafta sonra hesap yarıya indi. babamın zamanında altın aldığı parayla da doğrusu bu olurmuş, ama o acı tecrübeyi yaşatan benim portföy. ilk maaş, elin titrekken girilecek en tehlikeli piyasa aslında. gençlere tavsiyem acele etmesinler, vade ve faiz tercihini hatta alarm kurup bir hafta beklemeyi bile öğrensinler.
-
ben ilk maaşımın yarısını 'kesin uçar' denen bir hisseye koymuştum, üç ay sonra yarısı buharlaştı. tecrübe dedikleri şey galiba bu: ilk parayla yapılan hata, sonraki yılların ders ücreti oluyor.
-
ilk maaş geldiğinde içindeki ses 'ben artık yatırımcıyım' diye bağırıyor; sonuç genelde sosyal medyada görülen bir şeyin peşinden gitmek oluyor. bankada tanıdığın birinin önerdiği fona dalmak, internette kısa sürede yüzde yüzü vaat eden bir hesabı denemek, ya da tamamen duygusal davranıp favori markanın hissesini almış olmak... klasikler.
bende ilk dönem hatası, her ay sonunda elde kalan parayı 'şimdi uygunsa biraz vadeliye kamp, bir tarafını çalışır halde tut' yap komutuna verdiğim ur yanıttı halbuki adım atılması gereken en doğru şey acil durum fonu oluşturmaktı. genç yatırımcının birinci kuralı, aceleye gelmemek; ikincisi küçük de olsa düzenli bir planı uzun yıllar sürdürmek.
-
ilk maasi alir almaz tanidik birinden duyulan hisseye girmek, arastirmayi sonradan yapmak klasik hataydi; portfoyun ilk donemi genelde teori degil, ders ucreti olarak gecermis.
-
ilk maaşı aldığım ay, sanki bir financial guru kesilmiştim. maaşın yarısını bir arkadaşımın 'bu kesin uçar' dediği hisseye gömdüm, kalanı da çok moda bir kripto paraya attım. tabii ki ikisi de ilk ayımda bana yatırımın ne olduğunu acı şekilde öğretti.
sonradan anladım ki ilk maaşla yapılacak en mantıklı şey, o parayı 'kaybetmeyi göze alacağım miktar' olarak param parça etmekmiş. acil durum fonu kurmadan yatırıma girmek, porföyün geri kalanını panik satışa iten en büyük sebep zaten.
-
ilk maaşı alıp da hemen borsaya dalmayan kimse yoktur sanırım, ben de o hatayı yaptım. hesabı açar açmaz duyduğum bir hisse koduna para koydum, neden aldığımı bile bilmiyordum, sadece "çıkacak" demişlerdi komşu sohbetlerinde.
sonuç malum, ilk aylarda bakiyeyi her gün kontrol ettim, kırmızı da yeşil de beni delirdi. şimdi geriye bakınca anlıyorum, asıl hata yatırım yapmak değildi, hissenin ne iş yaptığını ve finansallarını okumadan girmekti. ilk maaşla en doğru hareket, acele etmeyip birkaç hafta piyasayı sadece izlemekti.
-
ilk maaşın yarısıyla, arkadaş grubunda heyecanla konuşulan bir hisseye girdim çünkü 'kesinlikle yarın tavan' demişlerdi. iki hafta sonra %20 kârı görünce hepsini satıp aynı parayla telefona peşin yatırdım, o hisseye bir daha bakmadım bile. sonradan anladım ki asıl hata o hisse değildi, maaşım bütünlüğünü kayradığı için acelesi olmayan yere, yani telefona gitmesiydi.