-
klâsik bir tartışmadır, kimine göre portföyün yüzde onu altın olmalı, kimine göre yüzde yirmi. ben uzun vadeli düşünen biri olarak zamanla yüzde on beş civarına oturttum, çünkü hisse tarafı çakılırken altın kısmen denge sağlıyor. tabii bu tamamen risk iştahı, vadene ve enflasyon beklentine bakıyor; net bir doğrusu olduğunu düşünmüyorum. yine de tamamen sıfır altınla ya da tepeden yüklenmiş altınla taşımak ikisi de rahatsız ediyor beni.
-
portföyün yüzde onu-yirmisi arası altın bende hep durur, çünkü dolar bazında da kendimi sigortalamış gibi hissediyorum. tamam, ons takılıp kalınca dolar primini yediğim günler de oldu, o acı tecrübe hâlâ taze. bu tarz sigorta payını çok şişirmemek lazım, yoksa ne kazandırıyor ne de rahat bırakıyor.
-
ben altında %10 civarı bir oranda duruyorum, ne tamamen dışarıdayım ne de her şeyi sarı metale bağlamışım. dolar da altın da bir noktada aynı yöne gidiyor, asıl fark kriz anlarında belli oluyor.
-
benim gibi dayanamayıp yüzde kırk civarına çıkaranlar da var, klasik yüzde on kuralına sadık kalanlar da. mesele oranı tartışmaktan çok, altının uzun vadede gerçek getiri sağlamadığını ama kriz anında hesabı ayakta tuttuğunu kabullenmek.
-
ben portföyün yüzde onu kadar altın tutuyorum, ne tam koruma sağlıyor ne de getiriden mahrum bırakıyor. ons tarafında sert satışlar gelince piyasadaki panik bana pek uğramıyor ama altının dibi gördüğü ya da uçacağı gibi bir iddiam da yok.
-
portföyün yüzde 10-15'i altında altınla başladım, altın iki katına çıkınca oran yüzde 30'a dayandı ve kendimi gizli bir altın yatırımcısı olarak buldum.
(bkz:
altın güvenli liman mı)
kendime kızıyorum çünkü rebalans yapmadım, zamanla her şey altına dönüştü ve çeşitlendirme masal oldu. şimdi atacağım her yeni parayı altın dışına koyup dengeliyorum, acı tecrübe.
-
uzun vadeli düşünenler için portföyün %10-15'i civarı makul görünen orandır bence, öbür yandan bu yıl hepsini altına çevirenleri de gördüm, ne desem bilemiyorum.
altının faiz ödememesi ve makas derdi çoğu kişiyi düşündürüyor ama kriz anında da kendini gösteriyor, yani kısaca ortada karar verince iş bitmiyor.
-
portföyün yüzde onu altın olsun diyenler var ama ben o oranı tutturamıyorum, altın sessiz sedasız durup dururken bir bakmışsın hisse tarafındaki kaybı kısmen telafi etmiş. bu yüzden artık altını getiri için değil, portföyün yangın sigortası gibi görüyorum.
-
portföyün yüzde onu altında olunca insan kendini çıplak hissediyor, yüzde otuza çıkınca da borsada fırsat kaçırdım korkusu başlıyor. benim formülüm hâlâ netleşmedi ama en azından altına bakınca 'keşke' demiyorum.
-
portföyün yüzde 10-15'ini altına ayırmak son iki yılda çoğu kişinin tl mevduattan daha iyi getirdiği bir gerçek. ama gramı zirveden alıp sonra panikle satan çok kişi tanıyorum, altın da hisse gibi alım yeri meselesi. ben kendi adıma düzenli alım yapıp dokunmamayı tercih ediyorum, trade etmeye kalkınca hep ters köşe oldum. fiziki mi hesap mı dersen, spread farkı can sıkıcı ama en azından gece rahat uyuyorsun.