• bugün (98)
  1. ben portföyün yüzde onuyla girdim altına, ne eksik ne fazla. yükselişte sevindiriyor ama düşüşte 'keske daha az olsaydı' dedirtiyor, yani tuzu biberi gibi ayarında tutmak lazım.
  2. portföyde altın oranı sorusuna net bir cevap vermek zor çünkü herkesin risk iştahı farklı. kimine göre yüzde 5-10 arası bir pay yeterli bir sigorta işlevi görürken, kimisi enflasyondan korunmak için yüzde 20'lere kadar çıkıyor. benim gözlemim, altının tek başına getiri aracı değil de daha çok bir denge unsuru olduğu yönünde. borsa sert düştüğünde altının sakin kalması portföyün tamdıbını koruyor.

    yalnız altını da fazla abartmamak lazım. geçmişte uzun süre yatay kaldığı dönemler oldu ve o zaman insan 'acaba bu parayı başka yere koysam mı' diye düşünmeden edemiyor. yine de belirsizlik arttığında altının verdiği huzur başka bir şeyde yok. ben şahsen portföyün küçük ama istikrarlı bir kısmını altında tutmayı mantıklı buluyorum, tüm parayı ona bağlamayı değil.
  3. portföyün yüzde onu altında tutanlardansanız ne eksik ne fazla, tam kararında. ben bir ara yüzde otuza çıkardım, altın yatay giderken hisselerdeki ralli kaçtı, o acıyı hâlâ unutmadım.
  4. benim portföyde altının payı yüzde 10-15 civarı, ne tamamen sıfır ne de abartılı. bu oran gerçi faiz ve enflasyon beklentisi değiştikçe kayıyor ama dengeli durmak işe yarıyor.
  5. kişisel deneyimime bakarak portföyün yüzde yirmi-ilâ otuz arasında altın bulundurmak depremdeki acil risk yastığına benziyor, hisse tarafı göçerken ekranda üzülmüyorsun. ama gramı bozdurup tl'ye geçmek de ayrı bir dans, çünkü makas ve kuyumcu farkı, getirinin hesapladığın kâğıtta kalmadığını gösteren fatura oluyor; bir yığın tutmak deprem ya da panik her zaman olur diye iyi, oranı kaybettiğin kalibrede kartal gözü kebap hiç güzel değil.
  6. benim gibi paranoyak bir yatırımcı için bu oran yüzde 10'un altına inince huzursuz oluyorum, ama bazen de "neden bu kadar altın tuttum" diye sorgulatmıyor değil. sistematik giden bir yatırımcı değilim, daha çok düşüş dönemlerinde sinirim bozulunca altına koşanlardanım.
  7. benim gibi tembel yatırımcının çözümü komple bir altın fonu alıp portföyün yüzde onunu oraya kilitlemek oldu. ne zaman gümüşe kaysam hep faiz kararı haftasına denk geliyor, o yüzden artık dokunmuyorum bile.
  8. portföyün yüzde onunu altında tutanlardanım, yıllardır ne sattım ne artırdım. sebebi getiri hesaplamak değil, gece rahat uyumak. dolar bazında bakınca reel getiri fakir, ama borsa düşerken elimin titremesini engelliyor. yani altın burada getiriden çok psikolojik sigorta görevi görüyor.

    ha şunu da söyleyeyim, yüzde otuz kırk altınla oturanlar var, onlar için bu artık yatırım değil tam bir inanç meselesi. oran kişinin risk iştahına ve portföyün geri kalanına göre değişir, blanket bir doğru oran yok. ben yüzde onu kendime sınır çizdim, üstüne çıkmıyorum. tavsiye değil, sadece benim dalga boyum bu.
  9. portföyün yüzde onu kadar altın tutanlardanım, ne tamamen kenarda ne de sıfır. asıl mesele şu, altın uzun vadede enflasyona karşı ciddi bir tampon ama kısa vadede sallanması da cabası. ben bu yüzden tek seferde almak yerine üç dört dilimde topluyorum, direnç seviyeleri hiç umurumda değil aslında. geçen sene çeyreği kaçırdım diye altın çıktı gitti, o yüzden şimdi oranı elimde fiziki mi hesapta mı tuttuğuma göre ayırıyorum.

    kısaca benim için psikolojik sınır yüzde on; üstüne çıkarsam uykum kaçıyor, altına inince de endeks düşünce pişman oluyorum. yatırım tavsiyesi değil, sadece kendi tabağım.
  10. portföyün yüzde 10-15'i altın olacak şekilde ayarlamak, hem düşüşte sigorta hem de tl bazında reel getiri için hâlâ makul duruyor.

    geçmişte sıfır altınla dolaşıp her sert satışta panik yapan bendim, artık o kısmı kafadan çıkardım.