-
zarar kes koymak aslında kolay da koyduktan sonra fiyat oraya yaklaştıkça insanın kendisiyle pazarlık etmesi zor kısmı. ben zamanında stopu iptal edip tahtaya bakmış bir insan olarak söylüyorum, zarar kesi gün içinde kaydırmak da kes iptal etmenin agresif versiyonu. önce izleyeceğim hissenin destek ve ortalama maliyetine göre yüzde 5-8 bandı belirleyip pozisyon boyutunu da ondan düşürünce kabullenmesi kolaylaşıyor. kısacası stopa saygı duymak, tahmin yeteneğine duyulan güvensizliğin bir kabulü.
-
bunu öğrenmek borsada hayatta kalmanın ilk şartı galiba ama ben yıllarca öğrenemedim, hep düşerken 'nasılsa döner' diye elim kolum bağlı bekledim. şimdi ise her pozisyona girmeden önce nerede çıkacağımı yazıyorum, düştükçe de o emri iptal etmemenin ne kadar zor olduğunu fark ediyorum.
-
bir hissede yüzde on beş zararı görüp yine de 'döner' diye beklemek ile zarar kes seviyesini baştan belirlemek arasındaki farkı yaşayarak öğrendim. zarar kes emri, sinir sistemini rahatlatan ve portföyü büyük çöküşlerden koruyan basit bir sigorta aslında, kâr hedefi koymak kadar önemli.
-
ilk büyük zararımı tam da bunu öğrenmediğim için yaşadım; hisse düştükçe 'nasıl olsa döner' diye baktım, portföy iki ayda çeyreklendi. şimdi işlem açar açmaz kafamda belirlediğim stop seviyesini panoya yazıyorum, kaybı da tıpkı kâr gibi kabul ediyorum.
-
kağıt düşerken 'buradan döner' diye diye küçük bir eksi portföyü on beşe katladı, o gün anladım ki zarar kes geçemediğin zaman portföyün o zararı yönetmemek gibi bir huyu var. artık girerken stop seviyesini önceden yazıp koyuyorum, düşüş başlayınca ekran başında oturup hangi rakamda çıkacağımı tartışmıyorum.
-
piyasada uzun süre kalan herkesin bir noktada öğrendiği ama çoğunun geç öğrendiği şey. ilk zamanlar "nasılsa döner" diye beklemek insana mantıklı geliyor, çünkü bir hisse yüzde on düştüğünde beynin bunu fırsat sanıyor. sonra yüzde yirmi oluyor, yüzde otuz oluyor ve pozisyon artık yatırım olmaktan çıkıp bir inat meselesine dönüşüyor.
zarar kes aslında bir öngörü değil, bir kabul. yanılma ihtimalini baştan kabul edip, hatanın maliyetini sınırlı tutma sözleşmesi. portföyün yüzde beşi kaybedilebilir bir miktarsa uyku kaçmıyor, ama yüzde otuz olduğunda ekrana bakmak bile zorlaşıyor. stop seviyesini girerken biraz kırılıyor insan, sonra o rahatlığın tadı alışkanlık oluyor.
-
ilk zamanlar zarar kes koymayı gereksiz görüyordum, düşen hisse nasılsa geri çıkar diye beklerdim; sonra bir pozisyonda portföyün üçte birini erittim. şimdi her işlem girerken otomatik emri koyuyorum, olay para kazanmak değil sermayeyi korumakmış.
-
portföyde en çok acıtan şey zarar kes koymayı öğrenene kadar yaşananlar oluyor. çoğu yatırımcı bir hisse düşerken "nasıl olsa geri gelir" diye diye %10 luk zararı %40 a taşıyor. zarar kes emri aslında bir strateji değil, hayatta kalma aracı; yanlış hissede oturmamak için koyduğun bir sınır. mesela hisse 100 lirayken girip 90 a zarar kes yazdıysan, 89 olduğunda duygusal davranıp iptal etmemek lazım. ben ilk denememde tam da bunu yapmıştım, sonuç -%35. o günden beri emir girince ekrana bakmıyorum, sistem ne yaparsa o. kesin kural: zarar kes seviyesini giriş öncesi belirle, sonra dokunma.
-
zarar kes koymadığım ilk büyük poziyonda yüzde 20 eksiği iki ay boyunca taşıyıp sonunda daha kötü bir yerden çıktım. o gün öğrendim ki zarar kes disiplin işi, öngörü işi değil. fiyat düşerken 'nasılsa geri gelir' cümlesi cebe giren en pahalı cümle oluyor. otomatik emir koymak, duyguyu devreden çıkarmanın en ucuz yolu.
-
stop-loss koymayı öğrenene kadar bir gecede portföyün yarısını eritmiş bir yatırımcı olarak söylüyorum, zarar kes aslında bir tür özeleştiri. herkes 'elbet döner' diyerek tutar, dönmediğinde ise maliyeti ahlaki bir yıkıma dönüşüyor.